29 Ocak 2010 Cuma

DENİZ KAYNAKLI AFET RİSKLERİNE YÖNELİK RİSK AZALTMA

Standard
Kıyı bölgelerini; eko sistemlerin yaşam alanı, afet zararlarının azaltılma çalışmalarının yapıldığı alan ve insanların faydalandığı alan özelliklerine göre üç fonksiyonda gruplandırabiliriz. Kıyı bölgeleri, kara ve denizleri ayıran sınır çizgisi olarak tanımlanabilir. Bu bölgeler ulaşım, doğal kaynaklar, enerji transferi, endüstriyel bölge ve rekreasyon alanı amaçlı kullanılmaktadır. Özellikle Japonya’da kıyı bölgeleri afetlerle mücadelede ilk savunma yeri olarak kabul edilir. Zira tsunami, büyük dalgalar, su baskınları ve erozyon kaynaklı yıkımlara karşı ilk tedbirler kıyı bölgelerinde alınmaktadır.
Japonya, Asya Muson iklim bölgelerinin bir parçası olduğundan Pasifik kıyıları ılık Japon Akıntısı (Kuroshio), Japon Denizi kıyıları ise ılık Tsusihimo Akıntısı etkisindedir. Japonya’nın kuzey bölgeleri ise soğuk Okhotsk Akıntısı (Oyoshio) ve soğuk Liman Akıntısı etkisindedir. Japonya’nın toplam yüzölçümü 377.720 km2 dir. Toplam kıyı bandı ise 34.536 km. dir. Japon kıyı şeridi 91 m/km2 dir. Yüzölçümüne göre sahil şeridi uzunluğu bakımından Danimarka’dan (150 m/km2 ) sonra dünyanın ikinci ülkesidir.
Deniz kıyıları çevresel etkiler açısından hasar görebilir nitelikte olup özellikle eylül aylarındaki tayfun sezonunda su baskınları ve yüksek dalgalar, bir depremin ardından oluşabilecek yıkıcı tsunami dalgaları deniz kaynaklı afetlerdir. Japon denizinde güçlü rüzgarlar ve deniz dalgaları etkilidir. Özellikle fırtına koşullarının kuvvetli gelgitle birleşmesi durumunda yıkıcı hasarlar meydana gelmektedir. Bu kuvvetli gelgitler Tokyo, Ise ve Osaka Körfezlerinde oluşur. Tsunamiler de özellikle Pasifik kıyılarında daha çok etkili olmaktadır. Su baskınları ve tsunamiler kısa dönemli hasarlara sebep olmakla beraber kıyı erozyonu uzun bir periyotta hasarlara neden olmaktadır. Tayfunlar ve tsunamiler doğal kaynaklı olup, kıyı erozyonu ise hem doğal hem de insan kaynaklı olabilmektedir. 2. Dünya Savaşından sonra Japonya’nın hızlı endüstriyelleşmesi, toprak ve kumun bu alanlardan sağlanması sonucu kıyı bandında bozulmalar olmuştur. Bu durum, Dünya Savaşı öncesi ve sonrası topoğrafik haritalar karşılaştırıldığında kolayca anlaşılmaktadır. (Tanaka,1993) Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı’nın 1990 verilerine göre ortalama 30 m. sahili bulunan kum- çakıl karışımı kıyı alanlarındaki ortalama erozyon hızı 0,168 m. dir. Bu da 180 yıl içinde sahillerin tamamen yok olacağının açık bir delilidir.
Bu nedenle kıyı alanlarının izlenmesi ve yönetimine büyük veriliyor. Kalabalık nüfusuna oranla küçük yüzölçüme sahip toprakların daha fazla kaybedilmemesi amacıyla önlemler alınmaktadır. Fotoğraflarda görülen su kırıcı bariyerler ile 3 veya 4 kollu beton bariyerler sahillere yerleştirilmektedir. Heyelan kaynaklı erozyon riskine karşı da yersel ve fotogrametrik ölçüm cihazlarıyla periyodik deformasyon ölçümleri yapılmakta, bu alanlarda ağaçlandırma ve çelik tellerle risk azaltma çalışmaları sürmektedir.
1962 ve 1992 yılları arasındaki 30 yıllık süreçte 4248 km lik sahil şeridinde yapısal olarak suni tedbirler alınmıştır.
Japonya, afet zararlarını azaltmak için kıyı şeritlerinde erken uyarı sistemleri gibi teknolojik imkanları da seferber etmekten kaçınmamaktadır.
Kaynak: Prof. Masahiko ISOBE- Tokyo Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

7 Ocak 2010 Perşembe

RODİN HEYKELİ SİSMİK İZOLASYONU

Standard

Fransız sanatçı Auguste RODİN’in (1840-1917) en önemli eserlerinden biri de The Gates of Hell- Cehennem kapılarıdır. Eser 5.4 m. yüksekliğinde, 3.9 m. genişliğinde, 1 m. derinliğindedir. Eser üzerinde 180 adet figür bulunmaktadır.
Bu eserin kalıbı Rodin’in vefatından sonra 1917 yılında restore edilmiş ve 3 adet heykel bronz olarak dökülmüştür. Bu heykeller Paris Rodin Müzesinde, Filadelfiya Pensilvanya Rodin Müzesinde ve Tokyodaki Batı Sanatları Milli Müzesinde sergilenmektedir. Tokyodaki müzenin baş konservatörü Kimio KAWAGUCHI, eserin korunma hikayesini uluslararası konferans ve yayınlarla anlatmaktadır. Bronz heykel,1959 dan beri müzenin ön bahçesinde sergilenmekteydi. Mevcut platformdan kaldırılan heykel, tabanındaki beş sismik izolatörün üzerine yerleştirilen yeni platforma taşınmak suretiyle sergilenmektedir. 7 ton ağırlığındaki bu heykelin tabanla olan eski bağlantıları da zamanla paslanmış, kuvvetli deprem sarsıntılarına karşı kırılgan bir hale gelmişti. Uzmanlar eseri olası bir afetin hasar verici etkilerinden kurtarabilmek için çok özgün bir proje geliştirdiler. Bu proje “Japon Bina Merkezi” tarafından da ödüle layık görülmüştür. Taban izolatör sistemli platform, küçük çaplı bir depremden büyük çaplı bir depreme kadar yatay deprem deplasmanlarını karşılayacak kapasitede inşa edilmiştir.
Takenaka şirketi tarafından inşaatı tamamlanan platformun üzerindeki kaideye heykel monte edilmiş, kaidenin arkasına da yapının merkezi denilen bir birim de yapılmıştır. Bu merkezde çeşitli kayıt sistemleri bulunmaktadır. Sismik aktiviteyi ölçen bu sistemler: akselerometre, deplasman ölçer, termoelektrik termometre, anemometre, GPS ve rüzgar yönü ölçer gibi cihaz ve sensörlerden oluşmaktadır. Bu birim sayesinde heykelin bulunduğu bölgenin sismik aktivitesi 24 saat real-time veri özelliği nedeniyle kayıt altına alınmaktadır. Platformun altında ise konferans salonu bulunmaktadır. 2007 yılında İstanbul’da yapılan “Uluslararası Müzelerin Depremden Korunması Konferansı”nda Kawaguchi’nin yaptığı sunumu inceleyebilirsiniz. (Sunumlar kısmında)
http://www.eqprotection-museums.org/


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

6 Ocak 2010 Çarşamba

YAYA YOLU ARKADLARI

Standard


Japonların kendi ifadeleriyle “yaya yolu alışveriş arkadları” kent yaşamının vazgeçilmez parçası durumunda. Genellikle tren istasyonları ve metro istasyonlarının çevresinde bulunan üzeri flexiglass bir örtü ile kaplanmış alanlar hem yürüyüş hem de alışveriş imkanı sunuyor. Bu arkadlarda aradığınız her şeyi bulabilmek mümkün. Alışveriş merkezinde çalan bir melodiyi binadan çıksanız bile arkad boyunca da dinleyebiliyorsunuz. Bir nevi alışveriş merkezinin devamı şeklinde de planlanıp cazibe merkezi haline getiriliyor. Bu alışveriş mekanları bazı yerlerde mesken sahalarında dahi planlanabiliyor. Buna Kobe’nin Nagata bölgesinde şahit oldum. Planlama yetkilileri bölgenin deprem sonrası yeniden eski aktivitesini kazanması için bu tür uygulamaların yapıldığını söylemişlerdi. Osaka’daki ShinSaibashi köprüsü civarındaki alışveriş arkadının boyu 730 metre. Tarihi bir köprü ile birleştirilerek yapılan planlamada alışveriş arkadı, köprüyü yalnız bırakmayacak soyutlamayacak şekilde işlevlendirilmiş. Yine Utsonomiya’daki Orion alışveriş arkadı ise 900 metre uzunluğunda. Utsonomiya Üniversitesinde yapılan bir araştırmada bölgedeki arkad ve alışveriş merkezinin kıyaslaması yapılarak istatistikler oluşturulmuş. Arkad alışveriş alanında, ziyaretçilerin ortalama kalma süresi 104 dakika, modern alışveriş merkezinde ise 77 dakika olarak belirlenmiş. Arkadlara sadece bölge sakinleri gelmiyor, hızlı tren gibi ulaşım sistemlerinin çok iyi olması nedeniyle civar köy ve kasabalardan da vatandaşlar alışveriş için gelebilmektedir. Arkadlar aynı zamanda pek çok yürüyüş yoluna da bağlanabilmektedir. Bu alanların bir kısmı da otopark alanı olarak planlanmaktadır. Alışveriş caddesi olarak da adlandırılabilen bu arkadlar yılın her mevsimi kapalı alan olarak güvenli bir alışveriş sunabilmektedir. Ayrıca arkadların içinde yaşlı ve engelli insanların kullanılabildiği infrared iletişim teknolojisiyle çalışabilen görsel, yazılı ve sesli bilgilendirme ile acil arama sistemleri de bulunmaktadır. Şehri ziyaret eden turistler için de kenti ve insanlarını tanıma açısından fırsat olmaktadır.
Japonlar bu arkadları o kadar seviyor ki bu geleneksel tarzın modern versiyonları diyebileceğimiz mimariyi modern alışveriş ve iş merkezlerinde de görebiliyoruz. Arkad sistemi pek çok Japon’a istihdam sağlıyor ve dikkate değer bir ekonomiyi canlandırma faktörü haline geliyor.
İki ayrı binanın ortasına depremde gelebilecek yanal yüklerin karşılanabilmesi için çapraz çerçeveler konması ile yeni arkad alanları da oluşturulmaktadır.




Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0