JICA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
JICA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2019 Pazar

JAPONYA BÜYÜKELÇİSİ YUTAKA YOKOI ZİYARETİ

Standard


Japonya Büyükelçisi Ekselans Yutaka YOKOI, JICA (Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı) Türkiye Ofisi Başkanı Akio SAITO, JICA Türkiye Ofisinden Doç.Dr.Emin ÖZDAMAR, Esra Dora YILDIZ ve Jica Dernek Yönetim Kurulu Üyeleri Başkan Dr. Hüseyin VELİOĞLU, Prof.Dr. Hasan H Atar ve Saliha Akbas ile...

With Japan Ambassador Excellency Yutaka YOKOI, JICA Turkey Office Officials and JICA Assoc. Board Members.

27 Eylül 2010 Pazartesi

WEB TABANLI DEPREM ETKİSİNİ AZALTMA PROJESİ

Standard


JICA ve Filipinler yerel ve merkezi idareleri ortaklaşa olarak 2002 ve 2004 yılları arası Filipinlerin başkenti Manila’da Deprem Etkilerini Azaltma Projesini ( The Earthquake Impact Reduction Study of Metro Manila (MMEIRS) uygulamaya koymuştur.

Bu çalışmada “ Deprem Riskine karşı daha güvenli bir Manila” (A Safer Metropolitan Manila from Earthquake Impact) sloganı ile yola çıkılmış ve 6 temel amaç belirlenmiştir:
1. Deprem etkilerine karşı dayanıklı bir Milli sistemin geliştirilmesi
2. Manila Büyükşehir Belediye sınırlarındaki alt yapının depreme dayanıklı olabilmesi için geliştirilmesi
3. Etkili Afet Risk yönetimi sistemlerinin etkisinin artırılması
4. Halk tabanlı Afet yönetim kapasitesinin etkisinin artırılması
5. Yeniden yapım sisteminin formule edilmesi
6. Depremler için Araştırma ve Teknolojinin desteklenmesi


Devamı...

Doç.Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Hiperlink Yayınları, 2015, İstanbul
ISBN 978-605-9143-12-7

17 Aralık 2009 Perşembe

JAPONLAR DEPREMLERİ UNUTTURMUYOR

Standard

Japonya’daki depremle mücadele sistemini yerinden inceleyenlerden biri Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi Alpaslan Hamdi Kuzucuoğlu. Hâlihazırda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’nda çalışan Kuzucuoğlu, 2006 ve 2007’de Japon hükûmetinin JICA bursu ile Kobe Üniversitesi’nde ‘Mega Şehirlerde Deprem Afeti için Zarar Azaltma Stratejileri’ kursuna katılmış. Japonya’da bulunduğu günlerde uygulamalı deprem tatbikatlarına da katılmış. İstanbul Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü’nde doktora çalışmasını sürdüren, Kültürel Miras Afet Risk Analizleri üzerinde yoğunlaşan Kuzucuoğlu’yla Japonya örneğini konuştuk.
-Japonya depremin yıkıcılığını nasıl önlüyor?Japonlar darbe yedikleri geçmişteki sayısız depremin ardından, bu afetle yaşamaya, olası riskleri en aza indirmeye odaklanmış bir millet. Zaten karakteristik yapıları nedeniyle çok iyi organize olabilen bir toplum. Tüm kamu kurumları ile özel sektör, üniversiteler ve STK’lar arasında bilgi paylaşımı söz konusu. Afetlerle ilgili eğitim okuldan da önce aile seviyesinde başlıyor. Okuldan sonraki dönemde de afet eğitimleri periyodik olarak devam ediyor. Deprem tatbikatlarına büyük bir ciddiyet ve samimiyetle katılıyorlar. Japonlar ayrıca depreme multi disipliner bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Yani tüm meslek grupları olaya dâhil ediliyor. Depremle sadece belirli meslek grupları ilgilenmiyor.
-Depremin etkisini minimize etme araçları neler?Afet risklerinin azaltılması ve “Riski Yönetme” konusunda uzmanlaşan Japonlar, bu doğrultuda teknolojiyi sonuna kadar kullanıyor. “Risk İletişim Sistemleri” adını verdikleri yapı çerçevesinde zarar azaltılıyor. Bunun içinde sismik afet haritaları, eğitim amaçlı simülatörler, erken uyarı sistemleri (internet, GIS, uzaktan algılama ve uydu iletişim vb.), kesintiye uğramayacak özel iletişim ağları, 24 saat çalışan acil iletişim ofisleri, etkin afet koordinasyon merkezleri yer alıyor. Parkları, hastaneleri, okulları afete uygun şekilde çok amaçlı olarak inşa ediyorlar. Yine dünyanın en büyük sarsma tablası özelliğine sahip E-Defence denen 3 boyutlu deprem test tesisinde yapıların deprem karşısındaki tepkisini ölçüyorlar. Bu onlara depreme dayanıklı yapı teknolojileri üzerine çalışma imkânı veriyor.
-Sosyal bilinç nasıl oluşturuluyor?
Japonlar eğitimi toplumun tüm katmanlarına yaymış. Örneğin, DMAT denilen ‘Afet Tıbbi Yardım Ekipleri’ kurmuşlar. Bu ekipler afet hastanelerinde görevli doktor, hemşire ve tıbbi koordinatörlerden oluşuyor ve afet anında çok seri müdahale edebiliyor. Sadece Kobe’de 5’er kişiden oluşan toplam 200 DMAT timi mevcut. Bu timler zevk ve ciddiyetle, diğer kurtarma ekipleriyle de koordineli bir şekilde çalışıyor. Zaten bu ciddiyet ülkenin ferdinden devletine kadar her ölçeğinde mevcut. Depremlerden elde ettikleri dersleri iyi analiz ediyorlar. Edindikleri bilgi ve birikimi diğer ülkelere de yaymak gayretindeler.
-Depremin etkisini azaltabilmek için Türkiye işe nereden başlamalı?Japonlar gönüllülük esaslı çalışmayı benimsiyor ve destekliyor. Özellikle emekliler her alanda gönüllü faaliyetlerine katılıyorlar. Yerel kamu görevlileri, uzmanlar ve bölge sakinlerinin katılımıyla toplum tabanlı çalışmalar yapılıyor. İnsanlar oturdukları bölgenin sorunlarını, risklerini birlikte tartışarak bölgelerinin geleceğine yön veriyor. Ayrıca müzelerinde yeni neslin daha önceki depremleri hatırlamaları ve ders çıkarmaları için büyük çaba harcıyorlar. Depremleri unutturmuyor, aksine her zaman hatırda kalmasını sağlıyorlar. Dolayısıyla, sosyal bilinçlenmeyi bu işin başı olarak görüyorum. Türkiye’de kurumlar arası koordineli işbirliği yeterli değil.
MESUT ÇEVİKALP-2010

2 Eylül 2008 Salı

AFETLER VE ENGELLİLER

Standard

2005 yılında depremin yol açtığı tsunaminin vurduğu Güney Asya felaketi 200.000 kişinin kaybına neden olmuştu. İnsanlık tarihinin büyük trajedilerinden biri olan bu olaydan en çok etkilenenlerin yaşlılar, çocuklar ve engelliler olduğu bir kez daha görüldü. Tsunami felaketinin en fazla etkili olduğu Hint Okyanusu bölgesinde can ve mal kayıpları fazlasıyla yaşandı. Sri Lankadaki Tangalla Görme Engelliler Okulunda okuyan 16 görme engelli öğrencinin bindikleri aracın sürüklenmesiyle 12 si hayatını kaybederken 4 üst sınıf öğrencisi kurtuluyordu. Bu verilebilecek pek çok örnekten sadece biri.
Yine 17 Ocak 1995 yılında 6.500 kişinin hayatını kaybettiği Kobe depreminde özellikle ahşap evlerin yoğunlukta bulunduğu Nagata ward (Nagata mahallesindeki) yaşlı ve engelli kayıpları da diğer bir örnek olarak verilebilir.
Japonlar afet önleme konusunda tüm alanlarda önemli çalışmalar yaptıkları için engelli insanları da unutmamışlar. Özellikle her kurumda görme engellilere yönelik afete hazırlık ve afet zararlarının hafifletilmesi konularında eğitim programları düzenlemektedirler.
Japonlar çok az bir emekle dahi, çok az bir eğitimle dahi, çok az bir bilinçlenme ile dahi yaşam ve ölüm arasında büyük farklar olabileceğine inanıyor ve şu sloganı kullanıyorlar: “Birisinin çocuğunu, aileni veya toplumunu eğitmesini bekleme. SEN EĞİT”
Afet risk yönetimi konusunda dünyada marka haline gelmiş Japonya’da engellilere yönelik pek çok örnek var. İşitme ve görme engelliler afet anında uyarı sinyallerini ve hızlı tahliye yollarını ne yazık ki kolayca bulamamaktadırlar. Bu durumdaki kişiler için ayrı bir alarm sistemi ile personel desteği de sağlanarak daha güvenli yerlere tahliyeleri sağlanıyor.
Görme engelliler için uyarı sinyalleri: İşitsel sinyal sistemleri/alarmları, anonslar, renkli kontrastlar ve geniş yazı karakterleriyle yazılmış posterler; İşitme engelliler için: Görsel sistemler, kırmızı bayrak ve semboller, resimler, sürekli yanıp sönen yön ışıkları; Zihinsel engelliler için: Özel sinyaller, kırmızı bayrak ve semboller, kurtarma görevlileri tarafından açık ve kesin anonslar; Fiziksel engelliler için: Sesli sinyal sistemleri/alarmları, anonslar afet anında faaliyettedir.
Japonya’nın resmi radyo ve tv kurumu olan NHK, bir deprem anında erken uyarı sistemi nedeniyle yayın akışını keserek televizyona deprem olan bölge ve depremin şiddeti hakkındaki bilgileri yazılı ve sesli olmak üzere veriyor.
Japonya’da bir afet anında mahalle sakinlerinin gideceği geçici barınma alanları bellidir. Bunlar genellikle okullardır. Okullar aynı zamanda ailelerin afet anında barınmalarına yönelik de tasarlanmıştır. Miyagi bölgesinden bir örnek vermek gerekirse; Miyagi Afet Önleme ve Yangın Önleme Merkezi vatandaşlara afet anında ne yapmaları gerektiğini ve kendilerine en yakın geçici barınma alanını belirtiyor. Burada dikkat çekilecek önemli bir nokta da web sitesinin sadece Japonca olarak değil, o bölgede yabancıların da yaşadığı ve istifade edeceği düşünülerek İngilizce olarak da hazırlanması. (http://www.city.tome.miyagi.jp/en/disasterl.html)
Deprem olduğunda bölge sakinlerinden şu isteniyor:” Komşularınızla iletişim kurun ve onlara ihtiyaç duyarlarsa yardım edin. Tahliye alanlarına giderken, yaşlı, engelli, görme engelli ve yaralılara yardımcı olun.”
Yine TOYOTO firması çalışanlarının oluşturduğu afet gönüllülerine yönelik eğitimde; olası bir afet anında işitme ve görme engellilere, fiziksel ve zihinsel engellilere, hastalara, yaşlılara, çocuklara, hamilelere ve Japonca bilmeyen yabancılara öncelikle yardım edilmesini vurgulanıyor.
(http://www.toyota.co.jp/en/social_contribution/volunteers/v_disaster.html)
Yine Japonya’nın önde gelen cep telefonu firması NTT DOCOMO, görme engellilerin cep telefonu kullanımına yönelik kurslar düzenlemekte ve görme engellilerin not almaları için bir cihaz da geliştirmektedir. Okayama Eyaleti Tsuyama şehri yönetimi, afet müdahale ve suç önleme sistemi üzerinde çalışırken Okayama Ntt Docomo bölümü e mail fonksiyonundan yararlanılarak yapılan bir bilgi alarm sistemi önerisi getirdi. Öneri, özellikle yaşlı ve görme engelli olanların ses ve ışık göstergeli özel bir cihazla bilgi almasını ve göndermesini kapsıyordu. Bilgi ekranda görüntüleniyor, ayrıca görüntülenen mesajın sesli fonksiyonu da bulunuyordu. Şimdi cep telefonuna sahip olmayan kişiler de afet müdahale ve suç önleme mesajlarını alabilmekte ve aynı cihazla mesaj da gönderebilmektedirler.
Japonya’da bu tür görme engellilere yönelik afete hazırlık araçları geliştirilmektedir. Çeşitli proje yarışmalarıyla navigasyon konusunda çeşitli araçlar projelendirilmektedir. Japon görme engelliler “Okumanın en iyi yolu” sloganı ile büyük önem verdikleri DAISY (Dijital Ulaşılabilir Bilgi Sistemi) de bulunan sesli kitaplarla da afete hazırlık bilgilerini alabilmektedirler.
Japonya’da kaldığımız Tokyo JICA tesisine geldiğimiz ilk gün akşam, yazılı bir notla yangın tatbikatı yapılacağı bildirildi. Yurt binalarında her odada kask ve el feneri hazırdır. Bunları tatbikat ve afet anında üzerinizde bulundurmalısınız. Yangın tatbikatı, tüm odalardan rahatlıkla duyulabilecek şiddetteki alarmla başladı. Her koridor başında bulunan görevlilerin sesli ve kol işaretleri ile yön belirtmesiyle yolunuzu kolayca bulup binayı tahliye alanına ulaşabiliyorsunuz. Olası bir yangın ve deprem anında asansörlerin kullanılmaması için uyarı yazıları asansörlerin kapılarında bulunmaktadır. Ayrıca yurtta kalan rehber köpeğe sahip bir bayan Japon görme engellinin de tatbikata katılarak kolayca tahliye alanına ulaştığını gözlemlemiştim.
Tatbikat ve sürekli eğitimin afetlere hazırlık açısından çok önemli olduğu göz ardı edilmemelidir.

Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0