23 Ağustos 2008 Cumartesi

JAPONYA’DA GÖRME ENGELLİLER İÇİN GÜNLÜK HAYATTAKİ UYGULAMALAR

Standard

Japonya’da tüm cadde ve sokaklarda namütenahi uzanan sabırla ilmek ilmek görme engelliler için döşenen karoları hemen fark edebilirsiniz. Bu karolar görme engellilerin bastonlarıyla kolaylıkla takip edebileceği tarzda metal, plastik veya beton kalıplar şeklinde hazırlanıyor. Bu karolardaki kabartmalar yönleri belirliyor. Tramvay için hazırlanmış trafik işaretlerine benziyor bu. Eğer yatay çizgi varsa duruyorsunuz. Nokta bir nevi dikkat çekme veya hazırlan işareti. Dikey çizgi ise rahatlıkla geçebilirsiniz demek. Bunları yer karolarına tatbik ettiğimiz de engelliler için hiç kimsenin yardımına muhtaç olmadan hareket edebilecekleri bağımsız bir yaşam alanına dönüşüyor. Yolun karşısında geçmek isteyen bir görme engelli için noktalı veya yatay kabartmalar uyarı niteliğinde bulunuyor. Karşıya geçtikten sonra dikey karoları takip edip önemli bir tesise geldiğinde (otobüs durağı, metro istasyonu vb.) nokta kabartmalı karolar dikkatini çekiyor. Bir diğer önemli ayrıntı da yer karolarını izlerken dikey olarak karo taşlarına konulan N (kuzey) ve S (güney) işaretlemesi ile de yön tayinini kolaylıkla yapabilirsiniz.
Japonya ölçeğinde bu karo taşlarında bir standart bulunmuyor. Eğer bir görme engelli bir bölgede yaşayıp hep aynı yeri okula veya işe gidiş gelişinde kullanıyorsa bu işaretlemeler dokunarak giderken çok kullanışlı. Ancak ilk kez o bölgeye gelmiş bir görme engelli için o kadar da kolay değil. Eğer ilk kez kullanıyorsanız sizi nereye götürdüğünü bilemezsiniz. Refakatçinin bir kez göstermesi yeterli oluyor. Bu karo taşlarının bazılarının altında elektronik çipler bulunmaktadır. Görme engellinin bastonunun ucuna takacağı bir sensör yine görme engellinin taşıdığı kulaklıklı aparata sesli olarak geliyor. Bu bilgiye göre görme engelli nerede bulunduğunu, nereye dönerse hangi tren istasyonuna ulaşabileceği gibi bilgileri sesli olarak öğreniyor.
(Belediyelerimizin bunu bir standart haline getirip ihaleye çıktıklarında teknik şartnamelerine çok basit bir madde ekleyerek ne belediyeye ne de müteahhit firmaya hiçbir yük getirmeyen bu uygulamayı başlatmaları en büyük dileğim.)
Ayrıca tüm tren istasyonlarında uyarı sinyali oluyor. Shinkansen denilen çok hızlı trenlerin dışında Japon demiryollarında (JR) 3 tip tren sistemi bulunmaktadır. Local (yerel), Rapid (yarı hızlı) ve Super rapid (hızlı). Bu trenlerin her türü için değişik bir melodi trenin istasyona girmesiyle birlikte çalıyor. Trenlerin ne zaman istasyonda olacağı bazı istasyonlarda sesli olarak anons ediliyor. (Shibuyadaki JR platformunda, Toyoko line trenlerinin içinde, Ebisu tren istasyonunda indiğinizde o istasyona özel müzik çalıyor. Ayrıca trenler kendine ayrılmış işaretlerde duruyor. Örneğin her istasyonda duran (Türkiyedeki banliyö trenleri gibi) lokal/yerel trenlerin sembolü daire, hızlı trenlerin sembolü ise üçgen. Yine görme veya işitme engelli bir engelli bu işaretlemelerden faydalanabiliyor. Yine tren kapılarında da Braille etiketleri bulunuyor. Otomatik bilet alma makinelerinin tüm butonlarında Braille alfabesi bulunmakta, yine görme engellinin hangi istasyon için ne kadar ödeyeceği Braille alfabeli panolarda gösterilmektedir. Tren ve metro istasyonlarının trabzan başlarında hangi trenin hangi platformdan kalkacağını hem Braille hem de Japonca plakalardan öğrenebiliyorsunuz. (Hem gören hem de görmeyenler için harika bir uygulama). Tren istasyonunda demiryoluna fazla yaklaşılmaması için en uygun açıklıkta karolar monte edilmiş. (İstanbul’da özellikle Kabataş ve Karaköy arasındaki tramvay istasyonlarına bu karolar döşenmiş olmakla birlikte tramvay yoluna çok yakın olması nedeniyle görme engelliler için risk taşımaktadır)
Tren istasyonlarında elinize yük yapmaması için belirli bir süre eşyanızı bırakabileceğiniz kilitli dolaplarda yine Brail açıklamaları bulunmaktadır.
Yine tren istasyonlarında kolaylıkla basılıp su içilebilecek tarzda tasarlanmış sebiller hizmet vermektedir. Hatta bazı istasyonlarda çeşme de bulunmaktadır.
Trenlerin belirli vagonları belirli saatlerde (gece yarısından sabah 9 a kadar, akşam 17 den 21 e kadar) sadece bayanlara ayrılıyor. “For ladies” bayanlar için ibaresi vagonların üzerine yazıldığı gibi, vagonun duracağı yere de yapıştırılan işaretlemelerle öğrenilebiliyor.
Sokaklarda posta idaresine ait bütün posta kutularındaki yazılar Japonca ve Braille alfabesi olarak hizmet vermektedir.
Yine trafik işaretlerinde karşıya geçerken çok hoş kulağı rahatsız etmeyen melodiler çalıyor. (Türkiye’deki uygulamalarda lütfen geçiniz veya lütfen bekleyiniz türü sürekli tekrar eden konuşma anonsları görenleri olduğu kadar görme engellileri de rahatsız etmektedir.) Ayrıca görme engellilerin en çok karşılaştıkları problemlerden biri de geniş caddelerde karşıya geçerken süre bitiyor ve ciddi kazalara neden olabiliyor. Japonlar ana arterlerin ortasına da bu kabartmalı karoları yerleştirmiş. Böylece yolun ortasına geldiğinizi anlıyorsunuz.
Bazı yerlerde asfalt yola işitme engelliler düşünülerek “Look right” ibaresi konulmuştur. Çünkü yabancı bir ülkeden gelen engelli trafik sistemi ters olduğu için oldukça zorlanabilir.
Trafik ışıklarından bazıları da azalan yatay çubuklar şeklinde dizayn edilmiştir. Süre bittikçe çubuklarda eksiliyor. Az görenler için de çok iyi bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.
Merdivenlerde inerken yine kaymayı önlemek hem de dikkat çekmek için kabartmalı karolarla birlikte non slippery denilen kaymayı önleyici materyaller kullanılıyor.
Tüm okullar, resmi kurumlar, alışveriş merkezleri engellilerin kolayca yürüyebilmeleri için merdivensiz eğimli yollar hazırlamıştır. Hatta pek çok üst geçitte merdiven yerine eğimli yol tercih edilmiştir.
Tüm tuvaletlerde fiziksel engelli ve yaşlılar için tutunma aparatları monte edilmiştir. Ayrıca hemen tüm tuvaletlerde Braille alfabesi bulunan butonlar bulunmaktadır. Ülkede imal edilen çamaşır makinası, kurutma makinası gibi, su ısıtma cihazı gibi elektronik cihazlarda Braille alfabesi bulunmaktadır. Tuvaletlerde bebek bakım üniteleri ve bebeğin bekleyeceği aparatlar bulunmaktadır. (Görme engelli bir anne için bulunmaz fırsat)
Müzelerde sesli cihazlar ile müzedeki tüm objeler hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz.
Japonya’da cep telefonları adeta bir kütüphane. Aklınıza gelebilecek ve günlük hayatta kullanabileceğiniz tüm bilgileri internet vasıtasıyla cep telefonunda sesli olarak öğrenebiliyorsunuz. Zaten Japonlarda ellerinden cep telefonlarını hiç düşürmüyorlar.
Teneke kutulu içeceklerin sadece alkollü olanlarında Braille var. Örneğin Kirin bira firmasına ait teneke kutuların üstünde sol tarafta Kirin sağ tarafta ise bira yazıyor. Bunu alkol kullanmak istemeyenler için yazıyorlar.
Yol bakım çalışmalarında dijital ve ışıklı işaretlemeye çok önem veriyorlar. Tüm inşaat alanı görevlileri akşam ışıklı giysiler ve ışıklı çubuklar kullanıyor. (Az görenler için güzel bir uygulama)
Evleri çok sade döşendiğinden görme engelliler açısından risk taşıyan bir durum söz konusu değil.
Hastane gibi resmi kurumlarda hangi katta hangi faaliyetin olduğu asansör yanına monte edilen Braille tabelalarıyla öğreniliyor. Asansör butonlarının Braille olduğunu söylemeye gerek yok. Bu zaten Japonya’da bir standart.
Postane gibi resmi bir kurumun önüne konulan sesli arama sistemiyle görme engellinin talep etmesi halinde resmi görevli geliyor ve kendisine yardımcı oluyor.
Sokaklarda sesli ve görüntülü reklam panoları bulunmakta. Ayrıca tüm dükkanlar aynı müzikle kapanıyor. Bu müzik dükkan kapanmadan 5 dakika önce çalmaya başlıyor.
Tüm bunlar elbette görme engelliler için yapılan uygulamaların sadece birkaçı. Ancak bunları Türkiye’deki görme engellilerle konuştuğumda nedense bunlardan öncelikli olarak sorunları bulunduğunu, Japonya’daki uygulamaların kendileri için ikinci planda kaldığını söylediler. Ancak bunlar bir standart halinde ülkemizde de uygulanabilseydi; “public awareness” denilen halkın bilinçlendirilmesi, “decision maker” karar verici pozisyondaki idarecilerin bu sorunların üstüne daha duyarlı olarak gitmesi sonucu özürlü sorunlarının da büyük ölçüde çözümleneceği inancındayım.
Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU

JAPONYA’DAKİ GÖRME ENGELLİ KURULUŞLARI

Standard

Japonya görme engellilerin adeta dünyadaki cenneti. Zira görme engellilerin günlük hayatını kolaylaştırmak için yoğun bir çaba gözlenmekte. Tüm alanlar görme engelliler için çok uygun koşullar içermekte. Bunun yanında insanlar da oldukça saygılı ve yardımsever. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır felsefesiyle hareket eden Japonlar sürekli diğer insanlara faydalı olabilmenin aşkı ve telaşındalar. Bu nedenle görme engellilere de yönelik kişisel beceri ve mesleki anlamda düzenledikleri kurslarda pek çok görme engelli bilgi ve becerilerle donanıyor. İşte bir örnek. Bizdeki deniz feneri derneği adaşı bir kuruluş. http://www.lighthouse.or.jp/ “Welfare Center for the Blind) (Görme Engelliler için Sosyal Yardımlaşma Merkezi). Osaka'da bulunan bu merkezde 180.000 kitap Braille ile kayıt edilmiş. Gönüllü eğitimi kapsamında 500 kişi eğitilmiş. Bu arada Japonya’da gönüllülük sistemine çok önem verildiğini hatırlatmadan geçemeyeceğim. Özellikle emekliler gönüllü olabilmek için birbirleriyle yarışta.
Sosyal alıştırma eğitimi bölümünde; görme engellilere yönelik “Live together, grow together, learn together” beraber yaşa, beraber yetiş, beraber öğren” projesi , tıbbi bakım eğitimi, işetişim becerileri (Braille, Kelime İşlemcisi, PC kullanımı); Mesleki eğitim bölümünde; Bilgisayar programcılığı, Telefon operatörlüğü, masör ve akupunktur eğitimi, sosyal alıştırma programı için eğitimci temini, kursları bitirdikleri halde çalışamayacak durumda olanlar için ev seminerleri, kağıt işleme, metal işleme kursları (bakın buraya dikkat ederseniz kurs verdim benim işim bitti mantığı yok, kursa gittiği halde başarısız olanlarla bile ilişik kesilmiyor), Rehber köpek eğitimi, İngilizce-Japonca, Japonca- İngilizce sözlük, çeşitli Braille malzemeleri temini, rehber haritaların hazırlanması.
Rehber köpeklerle ilgili çalışan çok sayıda dernek var. H-guidedog.org köpeklerin temini konusunda gönüllük esasıyla para topluyor. Eyemate.org (göz dostu), fgda.or.jp bunlardan sadece bir kaçı. Hafta sonlarında aileler bu merkezlere çocuklarını götürüp köpeklerin yetiştirilmesi, bakımı gibi konular da seminer alıyorlar.
Bu kuruluşlar Dünya Görme Engelliler Birliği seminerleri düzenliyorlar. Yine uluslararası görme engelliler spor yarışmaları düzenleniyor. Bunlar hep yerel değil de global bir bakış açısının ürünü etkinlikler.
DAISY (Digital Audio Information System” adını verdiklerini bir projeyle konuşan kitap projesi halen mevcuttur. İnternet ortamından bu proje sayesinde konuşan kitapları görme engelliler kolayca edinebilmektedir. Hem görme hem de işitme engelli olan engelliler için kuruluşlar mevcuttur.

Kısacası Japonya’da görme engelli insanların da ihtiyaçlarının anlama ve çözüm önerileri konusunda bir kültür bulunmaktadır. Çünkü tüm insanların olduğu gibi özürlü insanların da insanca muameleye hakkı vardır. Ülkemizde de son yıllarda çok sayıdaki sivil toplum kuruluşlarının, mecliste engelli insanların sesi olmuş Lokman Ayva’nın yoğun gayretleriyle sosyal alanda ciddi çalışmalar gerçekleşmektedir. Ama gönül isterdi ki yaşadığımız çevrenin fiziksel koşullarının da gerek görme engellilerin gerekse diğer fiziksel engellilerin günlük hayatlarını kolaylaştıran uygulamalar görebilelim. Umarım bu da engellilik kültürünün topluma yerleşmesiyle yakın bir gelecekte mümkün olur.

Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 

21 Ağustos 2008 Perşembe

JAPONYA'DA ENGELLİ UYGULAMALARINA YÖNELİK SÖYLEŞİ

Standard


16 aralık 2007 tarihinde saat 13.00 de Beyazay Derneğine ait İstanbul Şubesi Merkezinde bir Söyleşi etkinliğine katıldım. Söyleşide Japonya'da Görme engelli ve diğer engellilerin günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı kent içi ve mekansal ortamlarda yapılan düzenlemeleri katılımcılarla tartıştık. Tüm Beyazay Derneği gönüllüleri çok eğitimliler. Büyük çoğunluk halen lisans ve lisansüstü düzeyinde eğitimlerine devam ediyor. Dolayısıyla hem söyleşiye katılım hem de elde edilen ortak payda açısından çok verimli bir çalışma oldu.
Türkiye ve Japonya'daki kent içi engelli uygulamaları karşılaştırmalı olarak ele alındı ve özellikle yerel yönetimlerin bu konuya dikkatinin çekilmesi için gerekli girişimlerin başlatılacağı vurgulandı.

Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU

20 Ağustos 2008 Çarşamba

BİR GÖRME ENGELLİ BAŞARI HİKAYESİ: WAICHI SUGIYAMA

Standard

Japonya denince hepimizin aklına çalışmak gelir. Japonya’nın neresine gitseniz “ Japonya’nın geleceği çalışmak” ibaresine rastlarsınız. Her alanda olduğu gibi Japonya’da görme engelliler de tüm insanlık için çığır açan yenilikler getirmişlerdir. Görme engelliler için 16. yy da Waichi Sugiyama ile başlayan bu yenilik hareketinin meyvelerini tüm Japonya ölçeğinde görebilirsiniz. Waichi Sugiyama dünyanın ilk görme engelli akupunkturisti olma ünvanını taşıyor. Diğer bir değişle günümüzde kullanılan ve iğne ile yapılan akupunkturu 16. yy. ortalarında ilk kez bulan kişi. 18 yaşında evden akupunkturist olmak için ayrılıyor. Edo döneminin en ünlü üstadı Takuchi Yamaseyi buluyor. 5 yıl onun gözetiminde çalışıyor. Fakat hocası onun çalışmalarını beğenmeyerek hakaret ederek kovuyor. Hiçbir zaman başarılı bir akupunkturist olamayacağını zavallı teknikler yaptığını söylüyor. Waichi bu kalp kırıklığı içinde bir kasabaya geliyor. Yorgunluktan ve üzüntüden kasabaya gelir gelmez bayılıyor. O bölgenin en meşhur doktoru o kasabada yaşıyor. Hemen o doktora götürüyorlar. Doktor iyileştiriyor.. Ama bu doktor kendisini kovduğu hocasının da aynı zamanda en yakın arkadaşıymış. Doktor bu durumu öğreniyor ve Waichi ‘ye ihanet ediyor. Oradan da bir müddet sonra ayrılmak zorunda kalıyor.
Tüm bu maceralardan sonra bir yer altı mağarasına kapanmaya karar veriyor ve İlahi bir ilham beklemeye başlıyor. 21 gün dua ediyor. 21. günün sonunda vazgeçmek istiyor. Mağaradan dışarı çıkarken ayağı tökezliyor. Bu sırada yorgun vücudunu desteklemek için kayaya dayanırken çam iğnesi eline batıyor. Lanet okuyor. Ama bir şeyin de farkına varıyor. Önceleri akupunktur bambu kamışıyla yapılıyormuş. Çam iğnelerinin daha az acı verdiğini hissediyor ve onları toplamaya başlıyor. Bu araca “kudabari” diyor.
Şu anda dünyada akupunktur iğneleri görme engelli ve gören akupunkturistler için bir tüp içinde aynı standarttadır.
Hikayemiz burada daha bitmedi. Waichi , icat ettiği bu teknikle görme engelliler için yeni bir mesleğin de temellerini atmış oldu. Bu tekniği öyle ilerletti ki o dönemin shogunu Tsunoyoshi Tokugawa’yı iyileştirdi. Shogun bunun üzerine ona bir arazi bağışladı. Shinji Koushujo adında bir de görme engelli okulu inşa ediyor bu arazinin üzerine. 80 yaşında vefat ettiğinde Japonya ölçeğinde 45 adet görme engelli akupunktur okulunun kurulmasını sağlamış oluyordu. Bunlar tarihi tıbbi metinlerde yer alan bilgilerdir.
Fakat ne yazık ki, Waichi ektiği tohumun neticesini göremedi. Vefatından sonra 20 yıl içinde tüm fon destekleri geri çekildi ve okulları kapatılmaya zorlandı. Japonya’da 1876 yılına kadar görme engelli akupunkturistliği “underground profession” yasal olmayan meslek olarak faaliyetlerini sürdürdü.
Yeni yüzyılda Kyoto, takada ve Yokohama’da 3 yeni özel okul açıldı (ilki Rakuzen Kai)
Bugün Japonya’daki 69 okulun neredeyse tamamı hükümet kaynaklarıyla desteklenmektedir. Japonya’da görme engelli okullarına anaokulundan liseye kadar öğrenci kabul edilmektedir. Akupunktur okuluna girmeden önce öğrenciler bir testten geçirilmektedir. (aynı görenler gibi) Görenlerden temel fark Braille ve özel uygulama metotlarının kullanılmasıdır. Eğitim 3 yıldır.
Ne yazık ki Japonya’da da bazı hastaneler görme engelli akupunkturistleri çalıştırmak istememektedir. Bunun en önemli nedeni akupunktur yöntemine tümüyle inanmıyorlar. İkincisi ise görme engelli insanların hastanede dolaşarak hastalara veya eşyalara çarpacaklarından korkuyorlar. Gören akupunkturistler de bir nevi rakip olarak gördükleri için bu şekilde bir empoze yapıyorlar. Fakat görme engelliler kendilerini ispatlamak için bir şans verilmesini bu şans verilirse en iyisini yapacaklarını söylüyorlar.
Bir başka örnek de Edwar Obaidey. Kendisi bir İngiliz ve Tokyo’da yaşamaktadır. Edward Akupunktur kliniğini kurmuş. Görme engelli akupunkturistlerin sıkıntılarını biliyor ve şunları söylüyor:”Ben akupunktur yaptığım zaman, kendimi İngiliz gibi hissetmiyorum. Ben sadece akupunktur yapıyorum. Bu profesyonel alanda İngiliz veya Japon olmanız, görme engelli veya görür olmanız hiç önemli değil. Önemli olan o işi en iyi yapmanızdır. Öyle olsaydı akupunkturun anavatanı Çin’dir. Akupunktur sadece Çin’de uygulanır hiçbir yere yayılmazdı. Biz böyle gereksiz sınırlandırmaları insanlara anlatmaya çalışıyoruz.”
Hemşire Cheiko Kubota da “ dürüst olmak gerekirse akupunktursitlik ve masajcılık tamamen görme engelli insanların işidir” diyor.
Şu anda Japonya’da 350.000 görme engelli insan bulunmaktadır. Bu da görme engelli oranının %80’idir. Sisteme kayıtlı görme engellilerin çoğu yaşlılardır. Görme engellilerin bir kısmı sisteme ayrımcılıktan korktukları için kayır olmamaktadır.
Öğretmen Hoshiyama diyor ki:”Artık toplumun ihtiyaçları da bir değişim içinde. Tıpkı Waichi Sugiyama’nın yaptığı gibi, nasıl o görme engelliler için yeni arayışların içine girdiyse görme engelliler de günümüz şartlarına göre yapacakları değişikliklerle rekabet ortamıyla baş edebilmek için yeni arayışların içine girmelidirler.
Hoshiyama yine diyor ki:” Japonya, görme engelli akupunkturistlere lisan veren dünyada tek ülkedir. Eğer biz bunu yapabildiysek, herkes de yapabilir. Bizim Japon Hükümetinden istediğimiz İngilizce konuşan kişiler getirerek Uluslar arası bir açılım sağlamak. Diğer ülkeler de eğitimcilerimizi görme engelli insanlara yardımcı olmak amacıyla kendi ülkelerine davet edebilir. Ne yazık ki, diğer ülkelerin buradaki görme engelli insanların başarılarından haberleri bile yok. Ben istiyorum ki, nasıl biz burada bağımsızca yaşayabiliyorsak diğer ülkelerdeki görme engelli insanlar da aynı şekilde yaşasın.” (Kaynak: Japanese Acupuncture, Dr.Subhuti Dharmananda, Director, Institute for Traditional Medicine)

Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 

JAPONYA'DA GÖRME ENGELLİ AKUPUNKTURİSTLİĞİ

Standard

Görme Engelli Akupunkturistliği Edo periyodu (1603-1867) döneminden beri mevcut olan ve ulusal olarak kabul görmüş bir uygulamadır.
Halen 90000 akupunkturistin %30 u görme engellidir. Görme engelliler bu işi klinik ve hastaneler ile özel uygulamalarda (özel şirket ve özel klinik gibi) devam ettirtmektedirler. Bu beceriyi görme engelliler özel okullarında birbirlerinden öğrenmektedirler. Görme engelli olmayanlarla aynı lisansa sahipler, aynı parayı kazanıyorlar ve aynı vergiyi ödüyorlar. Zenshinshikai isimli bir de ulusal derneğe sahipler. Bu dernek gelecek proje ve meydana gelebilecek ayırımcılığın önlenmesi için çalışmalar yapmaktadırlar.
Dernek üyeleri sürekli bir iş imkanını elde etmek için uğraşıyorlar. Çünkü onların görme yetenekleri olmadığı için diğer hislerini geliştirmek zorundadırlar. Bu da 20/20 gören insanlar da nadiren olabilecek bir şeydir. Eğer bir görme engelli akupunkturist bu iki yeteneği (bilgi ve hissetmeyi) birleştirebilirse gören uygulamacıların gözden kaçırdığı şeyleri de algılama kabiliyetine sahip olurlar. Bu büyük bir avantajdır. İkinci büyük avantaj ise görme engelli akupunkturistler organları göremeyeceğinden onları öncelikli konuma çıkarmaktadır.
Tomaki Hoshiyama, Tokyo’nun güneyindeki “Hiratsuka” okulunda eğitim vermektedir. “Bir müddet sonra gördüm ki, akupunktur iğneleri vücudumda bir genişlemeye (açılıma) neden oldu. Sanki parmaklarım daha da uzuyordu. Böylece iğneleri daha iyi yerleştirebiliyordum. Bu sanki bana Brail okumak gibi geldi. Ama okuduğum kitap değil bedendi.” 19 yaşında başlamış ailesinin üzerinde denemiş ilk kez. “Onlar için çok acı vericiydi ama benim için de çok zor bir deneyimdi” diyor.
Bu işi görme engelli insanların da topluma pozitif katkılar sağlaması için öğretmeye karar vermiş. Şöyle düşünmüş:” Ben bir hastayı tedavi ettiğimde sadece bir kişi faydalanabiliyor, ama bunu öğretirsem tüm topluma yayılabilir ve herkes istifade edebilir.”
Eşi Yoko da11 yıldır Japonya’nın bu alandaki en meşhur okulunda öğretmenlik yapıyor. (Japan Tscuba National School fort he Blind). 14 öğretmenden biri. “İlk başta tüm görme engelli insanlar gibi zorunluluktan başladım. Ama daha sonra çok faydalarını iyi sonuçlarını gördüm. Daha çok çalışmaya ve yeni teknikler geliştirip öneriler sunmaya karar verdim” diyor. Bir konuda üzüntülerini de dile getiriyor:” Bir zamanlar görme engelli insanlar sadece akupunktura yöneliyorlardı. Böylece toplum içinde üretici üyeler olmak istiyorlardı. Bugün artık görme engelliler akupunktur, masaj ve müzik konularında da çok başarılılar. Ama toplum bize diğer alanlarda da yer alabilmemiz için destek vermiyor. Diğer faydalı olabileceğimiz alanlarda çalışmak için cesaretlendirilmiyoruz. Bu bir tezat olarak görünüyor. Oysa Amerika’da görme engellilerin belirli sahalarda çalışması gibi bir durum söz konusu değildir. Görme engelliler çok geniş sahalar ve olanaklarda iş sahibi olabilmektedirler. (Kaynak: Japanese Acupuncture, Dr.Subhuti Dharmananda, Director, Institute for Traditional Medicine)

Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 

JAPONYA'DA GÖRME ENGELLİLER

Standard

Dünyanın en güvenli ülkesi ve en saygılı, kibar ve mütevazi insanlarının bulunduğu Japonya’da 5 milyon engelli bulunmaktadır. Bunların 3 milyonu fiziksel engelli, 2 milyonu ise zihinsel engellidir. Fiziksel engellilerin ise 350 bini görme engellidir. Japonya’da görme engelliler 6 dereceye ayrılıyor. Sadece 1. ve 2. dereceye sahip engelliler vergi imtiyazına sahiptir. Görme engellilerin %57 si 60 yaşın üstündedir.
Japonya Görme Engelliler birliği Başkanı Nobuo Otomo’nun verdiği bilgilere göre Japonya’da özel sektörde, kamu kuruluşlarında ve yerel halk organizasyonlarında engelli insanların ücretli olarak belirli oranlarda çalıştırılmaları için yasal zorunluluk bulunmaktadır. Bu oran işin şekline göre değişmektedir. Görme Engellilerin okuma yazma kabiliyetlerinin düşük olması nedeniyle bu imkandan en az şekilde yararlanmaktadırlar. (Japonyada Çin alfabesinden kalan KANJİ, Kendi geliştirdikleri HİRAGANA ve yabancı kelimeleri ifade etmek için kullandıkları KATAGANA olmak üzere 3 alfabe bulunmaktadır.)
Görme Engelliler arasında avukatlar, programcılar, müzisyenler ve devlet memurları “Elite” ler olarak isimlendiriliyor. Ancak bu meslekler fazla yaygın değildir. Görme Engellilerin iş sahibi olma durumu %28 dir. Diğer engellilere göre düşük bir oran seviyesindedir. Genellikle akupunkturist ve masajcı olarak çalışmaktadırlar. Lisans aldıktan sonra bir kısmı kendi evlerinde bir kısmı ise hastane, klinik veya özel şirketlerde çalışmaktadır. Son zamanlarda “science therapists” bilimsel terapistlik yaygın hale gelmeye başladığından Görme Engellilerin hastanelerde iş bulması da zorlaşmaya başlamıştır. Çalışma Bakanlığı yeni bir fikir konusunda görme engellileri teşvik etmektedir. Bu yeni fikir işçi sağlığı konusunda çalışan şirketlerde görme engellilerin “health keeper” sağlık koruyucu (çalışan sağlığı uzmanı) olarak çalışmaları. İlk etapta 100 görme engelli masajcı bu konuda aktif olarak çalışan şirketlere yerleştirilmiştir.
Japonya’da 68 braille kütüphanesi bulunmaktadır. Bu sayı hemen hemen her eyalette bir kütüphaneye tekabül etmektedir. Şu anda Braille okuyan Görme Engellilerin sayısının artmasına rağmen yaşlı Görme Engelli sayısı fazla olduğundan brailleden daha çok sesli olarak kayıt edilmiş kitaplara dada büyük talep bulunmaktadır. Kütüphaneler artık Görme Engelliler için “bağışlanmış bilgi tesisleri” olarak adlandırılabilir. Bu artan talep nedeniyle, Braille tercümesi veya başka alfabeye geçirme sadece kütüphane görevlilerinin yapacağı işten çıkmış gönüllüler vasıtasıyla yapılmaktadır. Son yıllarda Görme Engellilerin ihtiyaçları da değişim gösterdiğinden Halk servislerinde braille daha yaygın görülmektedir. (Broşürler, kitapçıklar, ulaşım hareket saatleri ve ücret tarifeleri gibi)
Görme Engelliler dışarıda yürürken 3 yöntem kullanıyor. Birincisi beyaz bastonlar, ikincisi” seeing-eye dog” gören göz köpeği, “guide dog” rehber köpek, “eye-mate” göz arkadaşı denilen sistem. Japonya genelinde 8 rehber köpek eğitim merkezi ve 850 rehber köpek bulunmaktadır. Pek çok motel, restaurant ve taksi köpeklerin girmesini reddetmektedir. Ancak büyük alışveriş merkezleri ve iş merkezleri bu konuda daha da toleranslı. Genellikle Japon halkı bu köpekleri görünce yardımcı olmak istiyorlar ve çok nazik davranıyorlar. Tabi köpeğin kıllarının dökülmemesi için köpeğin üzeri bir örtü ile kaplıysa daha çok nezaket göstermektedirler.
Üçüncü yöntem ise gören rehberdir. Pek çok kasaba ve şehirde “Sighted Guide Dispatch System” Gören rehber Gönderme Sistemi bulunmaktadır. Bu rehberler halk fonları ile sağlanmaktadır. Fakat bu sistem tıbbi bakım gerektiren yardım için sınırlıdır. Geliri yüksek olan kişilerden bu hizmet için hizmet bedelinin bir kısmı talep edilmektedir.

YOLLAR
Japonya çok kalabalık nüfusu olmasına rağmen küçük bir alana sahiptir. Pek çok şehir merkezinde ana yollar ve tali yollarda yürüme yolu yoktur. Dar yollarda da çok sayıda araç olduğu için yürüme zorlaşmaktadır. Bazı insanlarda Görme Engellilere rehberlik etmek için isteksiz olduğundan Görme Engelliler kendi kendilerine yollarını bulmak zorunda kalmaktadır. Bu nedenle yürüyüş yollarının çoğunda yükseltilmiş karolar bulunmaktadır. Bu karolar yolun akışını ve kavşakları göstermektedir. Bütün tren istasyonlarından bu karoların döşenmesi istenmektedir. Durma işareti esnasındaki gürültülü sesten bölgede oturanlar rahatsız olduğu için “melodili rehberlik sistemi” Görme Engelli ve yaşlı insanlara yardımcı olmaktadır.
Ayrıca Görme Engelliler şerit reflektörleri elbiselerine takarak araç ışıklarının bunları parlatmasıyla şoförler ikaz edilmektedir.

BİLGİSAYAR KULLANIMI:
Bilgisayar ve diğer teknik araçlar Görme Engelliler tarafından geniş ölçüde kullanılmaktadır. Eskiden Çin karakterli Kanji alfabesi Görme Engelliler tarafından yazılamıyordu. Ancak şimdi her üç çeşit alfabe de yazılabiliyor. Ancak programı pahalıdır. Sözlükler Cd halindedir. Son zamanlarda üretilen bir araçla scanner yoluyla text okutuluyor. Windows 95 yardımıyla seslendiriliyor. Görme Engellilerin büyük çoğunluğu interneti sese çeviren bir software kullanmaktadır.

SPOR:
Dışarıda yapılan sporlardan en yaygını Görme Engelli Beyzboludur. El topunun kullanımı softball ın aynısıdır. Bir nevi yer softboludur. (Softbol oyunu 1887 yılında Chicago'da geliştirildi. Beyzbol ve softball arasındaki en temel fark topun büyüklüğü ve sopa. Beyzbol sopalarının azami çapı 6.9 santime kadar çıkıyor. Softball'un sopasının çapı ise 5.7 santim. Sopa küçük olduğunda topa vurmak daha zor oluyor.) Kış sporları için engelliler kayak klübü iki senede bir yarış düzenlemektedir. Jogging ve uzun mesafe koşular çok yaygın. Ortak koşucu ile her çeşit yarışa katılınabilmektedir. İki kişilik bisikletin özel bisiklet yollarında kullanımı limitli olduğundan yaygın değildir. İçeriden yapılan sporlardan “floor volleyball” yer voleybolu bayan grup sporları arasında çok popülerdir. Bireysel sporlarda ping pong, Judo, yüzme ve golf yaygındır. Pinpon “audible balls” duyulabilir toplar vasıtasıyla oynanmaktadır.


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0