1 Mart 2015 Pazar



İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği, Afet Yönetimi Enstitüsü, JICA Türkiye Ofisi ve JICA Derneği  “Türkiye ve Japonya’nın Deprem Mühendisliği Alanındaki İş Birliğinin 60. Yılı” anısına bir çalıştay düzenledi. Türk ve Japon bilim adamlarını buluşturan çalıştay kapsamında ülkemize gelen The Asahi Shimbun Gazetesi Bilim haberleri yazarı Sayın SHIGEKO SEGAWA'nın İstanbuldaki afet riski ile ilgili yazısı:


Istanbul has one foot planted firmly in Europe and the other in the Asian continent, courtesy of the Bosphorus strait that cuts Turkey's largest city into two.
Bogazici University's Kandilli campus is located on a hilltop on the Asian section of the bustling city of 13.5 million. The campus is home to the highly regarded Earthquake Research Institute.
The institute's monitoring room is roughly the size of an elementary school classroom.
Lines that move jaggedly up and down on an array of large computer displays represent seismic activity, as recorded from more than 100 observation sites in Turkey and its immediate neighbors.
The institute is also able to calculate the impact of an earthquake based on the location of the temblor to the seismic center.
"It helps us to quickly assess the scale of the damage and the kind of disaster response that will be needed," explains Mustafa Erdik, the institute's director.
Turkey is frequently hit by earthquakes in the range of magnitude-7.
The institute's monitor room operates around the clock. When an earthquake strikes, it analyzes the source and scale before announcing the details and notifying the government and city authorities.
Dogan Kalafat, who is in charge of monitoring at the institute, reels off the years when major earthquakes have occurred: 1939, '42, '43, '44, '57, '67, '98, '99 ....
Each time, he points out their locations on a map. They all occurred along the North Anatolian Fault, which cuts across northern Turkey from east to west.
Many believe the next big quake will strike close to Istanbul. According to Kalafat's projections, there is a 75-percent chance that a magnitude-7 earthquake will occur within 40 years.
So will the institute try to forecast when one is about to strike?
Kalafat offers a curt reply: "That wouldn't be much use really."
The institute experimented with earthquake prediction in the 1980s and '90s, when it installed observation apparatus close to the North Anatolian Fault.
It failed to predict the one that struck in 1999 and claimed 17,000 lives. After that, the idea of predicting quakes was met with considerable skepticism and abandoned.
* * *
Fast-forward to this past May when an expert announced on television that there was a real danger of Istanbul being hit by a major earthquake within a few years.
Some say the public should be warned about such worst-case scenarios, but Cankaya University professor H. Plat Gulkan, who is president of International association for Earthquake engineering, disagrees.
"We cannot predict earthquakes with our current scientific knowledge," he says. "Scientists need to act ethically to avoid spreading panic."
The Turkish government is now preparing ethical guidelines outlining how scientists should share quake information with the public.
Demir Akin, chairman of earthquake risk management group at the Prime ministry Disaster and Emergency Management Presidency, has this to say on the issue: "Researchers should first of all discuss among themselves how valid some information is. Once its reliability has been confirmed, then the data can be conveyed to the public."
And then, there is the rumor mill; like when word spreads that an earthquake is imminent because armies of ants have been spotted moving away from a particular area.
"If you have enough time to worry about these omens, you would be better off using it to study how to protect yourself when an earthquake hits," says Suheyla Sezan of the Turkey Earthquake Foundation.
The foundation visits schools with a truck fitted with an earthquake simulator. The idea is to teach children what to do when a disaster strikes, such as hiding under a table and away for bookcases which could topple over.
* * *
In the Zeytinburnu district of western Istanbul, a project is under way to reduce the damage caused by the next big quake.
The neighborhood has many old buildings with next to no quake-resistant capabilities.
The authorities mounted a campaign eight years ago to demolish these structures and get their occupants to shift to new housing complexes.
Initially, those efforts were met with strong resistance from local residents. But that all changed last October after a magnitude-7.1 temblor struck Van province in eastern Turkey.
Some 480 households subsequently agreed to resettlement.
"The new buildings are quake-resistant. The residents' quality of life will improve," says Dr. Alpaslan Hamdi Kuzucuoglu, the city official working for the project.
Istanbul also has many old buildings built of stone or red brick. Up to 60,000 homes would be destroyed and 63,000 people killed in a magnitude-7.5 earthquake, according to joint research by the municipal government and the Japan International Cooperation Agency (JICA).
In 2003, Istanbul mounted its "Earthquake Masterplan" to raise awareness of disaster preparedness. The resettlement project is part of this program.
Similar plans are being pursued on a national level. This year the Turkish government established its "National Earthquake Strategy and Action Plan" through 2023.
It covers a wide area, from quake prediction and disaster preparedness education, to improving the quake resistance of buildings.
The aforementioned ethical guidelines also form part of this plan.
One thing is for sure. An earthquake will undoubtedly occur. Predicting when is extremely difficult.
That is why everything possible should be done to prepare for the inevitable disaster.
In earthquake-prone Turkey, this way of thinking is spreading fast.

27 Şubat 2015 Cuma


Kobe Üniversitesi Kent Emniyet ve Güvenliği Araştırma Merkezi (RCUSS) tarafından Asya, Ortadoğu&Kuzey Afrika ve Latin Amerika Ülkelerindeki Profesyoneller için “Kentsel Deprem Afetlerine Yönelik Afet Zararlarını Azaltma” temasında kapasite geliştirme ve eğitim programlarını 8 seneyi aşkın bir zamandır düzenlemektedir. Bu eğitim programları JICA’nın (Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı) sponsorluğunda yapılmaktadır. Eğitim programları planlanan süre olan 7 senede tamamlanmış (2011) ancak yeni yönetim 3 yıl daha bu kursları devam ettirme kararı almıştır.

2010 yılı 1-3 Kasım tarihleri arasında 13 eski katılımcının iştirak ettiği şehir afet zararlarını azaltma konusunda bölgesel eylem planı oluşturmak amacıyla Japonya’da bir takip çalıştayı organize edildi. Bu çalıştayda Asya, Ortadoğu&Kuzey Afrika (MENA)  ve Latin Amerika Ülkeleri (LATAM) grup liderleri ve koordinatörleri ile eylem planın başlatmak üzere fikir birliğine varıldı.

İlk Uluslararası Çalıştay Asya Bölgesi için yapılan ilk girişimdir. Afet Zararlarının Azaltılması Üzerine Uluslararası Çalıştay  2-5 Mayıs 2011 tarihleri arasında Pakistan’ın  İslamabad Şehrinde gerçekleşti. Çalıştaya yerel kuruluşlar Recue 1122 ve yerel bir STK olan CHEF Derneği destek verdi.  Kaşmir Depremi ve Pakistan Sel Felaketinin verdiği etkiler ve iyileştirilme çalışmalarının takip edildiği bu çalıştayda:
1-     Deprem ve su baskını afetlerinde “Toplum/Okul hazırlıkları”
2-  “Kentsel Afet Risklerinin Azaltılması” için uluslar arası, bölgesel ve bireysel ağın kurulması temaları üzerinde durulmuştur.

2. Uluslararası Çalıştay ve MENA Bölgesi için Türkiye’de Ankara İzmit ve İstanbul illerinde gerçekleştirilmiştir. 1-3 Aralık 2011 tarihlerindeki çalıştay MENA Bölgesinde Kentsel Gelişim ve Yenileme tabanlı Sismik Risk konusu üzerine odaklanmıştır.
1999 da Türkiye’de meydana gelen deprem ve iyileştirme çalışmaları hakkında bilgi edinme amaçlanan programda AFAD, Kızılay gibi ülkemizin Afet Yönetimi ile ilgili önemli kuruluşları ziyaret edilmiş, İzmit Kaynaşlı’da afet sonrası yapılan iyileştirme çalışmaları ile İstanbul’da İstanbul Valiliği Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) tarafından yürütülen kamu binalarındaki güçlendirme çalışmaları saha çalışmalarıyla gözlemlenmiştir..

3.Uluslararası Çalıştay  LATAM Bölgesi için Uluslararası Kent Afet Riski Azaltma  (Urban Disaster Risk Reduction-UDRR) Ve Bilgi Paylaşma Çalıştayı olup  5-7 Mart 2012 tarihleri arasında Kolombiya’nın Bogota şehrinde yapılmıştır.
 Latin Amerika Çalıştayı’nın amaçları:
1)Latin Amerika Bölgesi için Şehir Afet Zararları Azaltma stratejileri ve konularını (Kentsel risk ve hasar görebilirlik değerlendirmesi, yapıların sismik tasarımı ve okul ile hastanelerin emniyeti) tartışmak,
2)2010 yılında meydana gelen Haiti ve Şili Depremi, 2011 yılında meydana gelen Büyük Doğu Japonya Deprem ve Tsunami Afetleri ile ilgili olarak iyileştirme çalışmalarında destek ve işbirliği konularını tartışmak,
3) Asya, Ortadoğu&Kuzey Afrika ve Latin Amerika Grupları ve Uluslararası Organizasyonlar arasında Şehir Afet Zararlarını Azaltma ağı ve aktiviteleri için gelecekteki stratejileri tartışmak olmuştur.

4. Uluslararası Çalıştay ise 2012 AIWEST-DR (Sumatra Tsunamisi ve Afet Azaltma konusunda Uluslararası Çalıştay & Expo teması ile  4-5 Aralık 2012 tarihleri arasında Endonezya’nın  Banda Açe kentinde düzenlenmiştir. 2004 yılında Hint Okyanusu etrafındaki ülkeleri vuran Sumatra Tsunami Felaketi ile ilgili tüm iyileştirme ve yeniden inşa çalışmaların birleştirilmesini;  sadece bilimsel ve mühendislik verilerinin değil aynı zamanda sosyo-ekonomik, tıbbi, kültürel, eğitimsel ve afet zarar azaltma çalışma tabanlı tüm alanlarda bilgi paylaşımın amaçlamaktadır. 10 yıldır devam eden çalıştaylarda, afet sonrasında afetin etkilediği ülkeler için “Eskisinden Daha İyi bir Yapılanma” stratejisinin uygulanmasını düşünülmektedir.

JICA eğitimine katılanların sayısı Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika(MENA), ve Latin Amerika'nın üç bölgeleri itibariyle 100’ü aşmıştır. Bu nedenle katılımcılar arasında küresel ölçekte “Kentsel Depremler için Afet Zararlarının Azaltma”   çabalarına katkıda bulunacak güçlü ve etkili bir ağın kurulması hayati önem taşımaktadır.   Tüm bu çalıştayların ve eğitim çalışmalarının gerçekleşmesini sağlayan JICA eğitiminin eski koordinatörü ve halen Malezya Kualalumpur UTAR Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Prof.Dr.Yasuo TANAKA  gelecekteki çalışmalarda bu küresel ağın kurulmasını sağlamak üzere Üç Bölgesel İnsiyatif - Three Regional Initiative (TRI)  adında yeni bir oluşum kurmayı amaçlamıştır.

Kobe Üniversitesi tarafından 2004 ve 2011 yılları arasında düzenlenen  "Kentsel Deprem için Afet Zararlarını Azaltma (DRR) Stratejisi"  Eğitimini alan JICA grubunun kursiyerleri arasındaki uluslararası ağın güçlendirilmesi, Dünya Bankası gibi Uluslararası kredi kuruluşlarından finansal destek sağlanarak dünyanın çeşitli bölgelerinde afet riskleri nedeniyle kırılgan yapıda olan sosyal gruplara insanlık adına teknik destek olmak amaçlanmaktadır.



Kobe Üniversitesi RCUSS Başkanı ve Malezya Tunku Abdul Rahman Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi Başkanı Prof.Dr.Yasuo TANAKA tarafından "KENTSEL RİSKLER VE JAPONYA MODELİ"  kitabıma yazılan önsöz:


 ir afet sırasında mümkün olduğunca çok insan hayatı kurtarmak için pek çok paydaşla   “Afet Risklerinin Azaltılması” bilgisinin paylaşılması konusundaki görüşlerinize katılıyorum. Bu bilginin her ülke ve şehre özgü olarak uygulanması çok daha etkili olacaktır. Dünyada bu kadar değişik kültür ve yaşam tarzının bulunduğunu görmek hayret verici, ancak depremin yıkıcı gücü dünyanın her yerinde aynıdır. Biz, insanoğlu, doğanın tehdidi karşısında nasıl birbirimizi kucaklamamız gerektiğini anlamak zorundayız ve bu ortak “Afet Risklerinin Azaltılması” kültürü anlayışının yerel durum ve kültüre dayalı olması çok önem arz etmektedir.
Türkiye’deki “Afet Risklerinin Azaltılması” yönündeki çabalarınızda başarılarınızın devamını diliyorum.

Prof.Dr.Yasuo TANAKA
Kobe Üniversitesi, RCUSS

I do agree with your intention of sharing the DRR knowledge with many stakeholders to save as much human lives as possible during a disaster, and the application of the knowledge has to be made individually at each country and city to be more effective. It is amazing to see how the culture and the ways of living are so different among the world, but the damaging force of earthquake is nearly the same. We, humankind, needs to understand how we should embrace ourselves against the menace of nature and for this a common understanding of DRR knowledge is very important based on local situation and culture.

I do wish you a very best for your continuing success in the effort of DRR implementation in Turkey.