5 Haziran 2012 Salı

DEPREM MÜHENDİSLİĞİ ALANINDA JAPONYA VE TÜRKİYE ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİNİN 60. YILI ÇALIŞTAYI

Standard


1-2 Haziran 2012 tarihlerinde İTÜ Ayazağa Kampüsü Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetim Enstitüsünde vefa dolu bir program gerçekleştirildi. Deprem Mühendisliği alanında 1950 li yıllara dayanan Türk Japon dostluğu vurgulandı ve emeği geçen gerek Türk gerekse Japon bilim adamlarının hayatlarından kesitler sunuldu.
Bu önemli Çalıştay; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İTÜ, JICA Türkiye Ofisi ve JICA Derneği tarafından organize edildi.

Bilindiği üzere geçtiğimiz yıl hem Japonya ve hem de Türkiye büyük deprem felaketiyle karşı karşıya kaldı. Afet yönetimi ve zarar azaltma çalışmalarının öneminin gittikçe kavranmaya başlandığı günümüzde, Japon dostlarımız kendi deneyim ve bilgi birikimlerini JICA aracılığıyla bilim adamlarımıza ve kamu görevlilerine Japonya’da düzenledikleri eğitim ve pratik çalışmalarla aktarmakta ve bu konuda ülkemize büyük katkılar sağlamaktadırlar. Emeği geçen herkesi burada bir kez daha saygıyla anmak istiyorum.

Söz konusu çalıştayın programına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.eedmi.itu.edu.tr/pdf/TR_JP_Earthquake_Eng_60th_Anniversar_Workshop.pdf


1 Mart 2012 Perşembe

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE JAPONYA İSTANBUL BAŞKONSOLOSLUĞU DEPREM SEMİNERİ

Standard

29 Şubat 2012 tarihinde İstanbul İSKİ Konferans Salonunda gerçekleşen Seminer Programında aldığım notları önemine binaen sizlerle paylaşmak istiyorum. Sırasıyla Japonya İstanbul Başkonsolosu Sn. Katsuyoshi HAYASHI bir açılış konuşması gerçekleştirdi. Konuşmasında afet yönetiminde ortak çalışmaların yapılmasının önemini vurguladı. Daha sonra söz alan İBB İtfaiye Daire Başkanı Sn. Ali KARAHAN şunları söyledi: 11 Mart 2011 de Japonya'da meydana gelen deprem ve tsunami afeti ile 23 Ekim 2011 de Van'da meydana gelen deprem afetini yaşadık. Maalesef depreme hazırlık yapılmadığında çok acı sonuçlar doğmaktadır. İstanbul'da da özellikle yapı stoğunun daha da iyileştirilmesi açısından Fikirtepe, Okmeydanı, Bayrampaşa, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Ayazma, Fatih, Esenler, Kayabaşı bölgelerinde kentsel dönüşüm projeleri başlatılmıştır. İBB- JICA çalışmasında 4 farklı deprem senaryosu üzerinde çalışılmıştır. Mikro Bölgeleme Çalışmaları yapılmış, Tsunami haritaları, Afet ve Acil durum planı hazırlanmıştır. 2 milyon kişiye eğitim verilmiş 600 bin öğrenciye güvenli yaşam kitabı dağıtılmıştır. 72 heliport sahası hazırlanmıştır. 411 trafik kamerası yerleştirilmiştir. Daha pek çok risk azaltıcı tedbir İstanbul için uygulanmaktadır.
Tokyo Teknoloji Üniversitesinden Prof.Dr. Yoshimori HONKUA da şunları söyledi: Büyük Doğu Japonya Depremini anlatarak depremin kimyasını analiz edeceğiz. 9 magnitüd ölçeğinde olan tarihi depremlere baktığımızda hepsinin Pasifik Okyanusu kıyısında meydana geldiğini görüyoruz. Son Japonya Depremini Van depremi ile kıyaslarsak 9 magnütüd ölçeğindeki deprem meydana gelmeden 1 gün önce aynı bölgede 7.3 magnitüd ölçeğinde öncü bir deprem meydana geldi. Bu depremin ardından 9 ölçeğinde bir depremin meydana gelebileceğini tahmin edemedik. Depremin ardından meydana gelen artçı depremler, uzunluğu 600 km. genişliği 200 km. olan bir alanda meydana geldi. Geonet sistemi ile kabuk deformasyonu (crustal deformation) incelendiğinde doğu batı yönünde 1 metre , kuzey güney yönünde de 5 metre yüzey değimi meydana geldiğini tespit ettik. Bu değişimler 1000 adet önceden tesis edilmiş GPS cihazı sayesinde tespit ediliyor. Bu çalışmalara rağmen Pasifik Okyanusu derinliklerindeki değişimler bugüne kadar bilinemiyordu. Ancak son Japonya depreminden sonra yeni bir teknoloji geliştirilerek dünyada ilk kez yapılacak çalışma ile buradaki değişimler de artık izlenebilecektir. Eldeki verilerle Pasifikteki değişimin doğu batı yönünde 24 m. kuzey güney yönünde 3 m. olduğu düşünülmektedir. Deniz tabanında ise 3 m.lik bir yükselme olduğu düşünülüyor. Bu 3 m. lik yükselme 200x600=120.000 km2 lik bir alanı etkilemektedir. Van depremi ile kıyaslarsak Van depreminde 2 m. lik bir değişim olmuş, bu da 20x10=200 km2 lik bir alanı etkilemiştir.
Japonya’da olasılık sismik afet haritalarına göre (deprem olma riski olan alanların haritası) 30 yılda büyük ve yıkıcı deprem meydana gelme olasılığı %99 dur. Bahsettiğim yeni proje ile (GPS Acoustic Seafloor Geodetic Observations) deniz tabanına yerleştirilecek nirengi noktalarındaki GPS ler yardımıyla gelen sinyaller analiz edilerek deniz tabanındaki muhtemel değişimler ölçümlendirilecektir. Bu ölçümler birkaç cm. hata payı ile yapılmaktadır. Yine ayrıca bu proje sayesinde enerji birikimi de önceden tahmin edilebilecektir. Pasifik Okyanusunda yılda 9 cm. Filipin Denizinde de yılda 4 cm. yer değiştirme olmaktadır.
Tüm bu bilgiler ışığında geçen sene Japonyada meydana gelen depremin 1000 yılda oluşabilecek bir deprem olduğunu söyleyebiliriz.
Biraz da batı Japonya hakkında bilgi vermek istiyorum. Bölge hakkında 684 yılından itibaren deprem sayıları ve büyüklükleri elimizde mevcuttur. Bölge 4 alana ayrılmıştır. DONET 1 ve 2 projeleri ile erken uyarı cihazları yerleştirilmiştir. Bu cihazlardan alınan veriler kablo yardımıyla tek bir merkezde toplanmaktadır. Bu sistem sayesinde depremin nerede olacağı tahmin edilmekte ve bu doğrultuda tahliye işlemine hız verilmektedir. Tahminlerimizin doğru çıkması durumunda alınacak önlemler sayesinde daha büyük felaketler önlenmektedir.
1981 ve 2009 yılları arasında Japonya Türkiye arasında MEXT Projesi yürütülmüştü. 1999 da meydana gelen depremin daha doğusunda 1967 yılında da büyük bir deprem meydana gelmişti. Eskiden beri depremlerin doğudan batıya doğru seyrettiği görülmektedir. Bölgedeki bir sonraki depremin en son depremden daha batıda olacağı konusunda hem fikir olduk. Bu çalışmalar ışığında deprem Marmara Denizinde olacağından çalışmalarımızı bu yerde yoğunlaştırmak istiyoruz. Tabi ki bu söylediğimiz bir tahmindir. En son Büyük Doğu Japonya Depreminden edindiğimiz bilgiler ışığında da böyle bir şey olabilir diyebiliriz. Kesin olur diyemiyoruz. Japonya depremi de tahminlerimizin ötesinde meydana geldi.
1-Marmara Depremi ile ilgili sadece bizler değil bu bölgeye yoğunlaşmış tüm bilim adamları toplanıp depremin hangi karakterde olacağı konusunda ortak çalışma yapmalıdır.
2-Meydana gelecek afetin etkilerinin ne derece azaltılacağının belirlenmesi gerekir.
İşte bu iki sonuç bizim Doğu Japonya Depreminden elde ettiğimiz iki önemli noktadır.
Afetin etkilerinin ne derece azaltılabileceğini kendi alanıma giren konularla açıklayacak olursam öncelikli olarak binaların depreme karşı dayanıklı hale getirilmesi, depremin meydana gelme ihtimali yüksek olan yerlerin tespit edilip süratle gerekli noktalara bildirilmesi, biriken enerjinin ölçülmesi ve ne zaman açığa çıkacağı tahmini üzerine yoğunlaşılmalıdır.
Herkes kendi alanında bıkmadan yılmadan zarar azaltma çalışmalarına devam etmelidir.
Shichigahama Belediye Başkan Yardımcısı Sn. Masami TAIRA da şunları söyledi: 11 Mart 2011 de saat 14.46 da depremin meydana geldiğini öğrendik. İlk Tsunami dalgası saat 15.51 de geldi. Tsunaminin maksimum dalga yüksekliği 12.1 m. olarak ölçülmüştür. İlçemizde 4.2 km2 lik alan yani %31,7 oranındaki alan su altında kalmıştır. İlçe içinde 59 kişi, dışında ise 32 kişi ve 2 de itfaiye gönüllüsü olmak üzere toplam 96 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunların 47 si erkek 44 ise bayandır. Gençler tsunaminin vurduğu ana kadar olan zaman diliminde yani 1 saat 5 dakikada gençler kaçabilmiştir. Hayatının kaybedenlerin çoğu yaşlılardır. Evini yüksekte zannedip bana bir şey olmaz diyenler de tsunami altında kalmıştır. 672 ev tamamen yerle bir olmuştur. Evi hasarlı olup da mağdur olan afetzedelerin sayısı toplam 1303 aileden 4295 kişidir. 36 bölgede tahliye merkezleri kurulmuş bunlar 20 haziran 2011 de kapanmıştır (Yani 3 ay süreyle hizmet vermiştir). 14 mart itibariyle 6143 kişi barınaklara yerleştirilmiştir. Evler depremden dolayı değil tsunami nedeniyle hasar görmüştür. Elektrik 14 marttan itibaren aşamalı olarak, su nisanından başından itibaren, gaz nisan ortalarından itibaren ve telefon da 14 nisandan itibaren aşamalı olarak verilmeye başlanmıştır. Geçici evlerin hazırlanması tamamlanarak 18 haziranda taşınma işlemleri tamamlanmıştır. Kamu tarafından 421 ev 7 ayrı bölgede tamamlanmış, buralara 414 aileden 4246 kişi yerleştirilmiştir. Kiralama yöntemiyle de 218 aileden 768 kişi evlere yerleştirilmiştir.
Japonya’da afetlerle ilgili eğitimler sürekli yapılmaktadır. Öğrenciler barınaklarda nasıl yaşayacaklarını afet olmadan önce giderek tecrübe etmektedirler. Yine gönüllülük de önemlidir. Bölgemize yardım için 10.000 gönüllü gelmiştir.
Afet önleme ve zarar azaltma için 3 parolamız vardır:
1.Kendi kendine yardım (Self-help)
2.İşbirliği yaparak yardımlaşma (Co-help)
3.Kamudan yardım almak (Help by public)
Bu üç tür yardımlaşma çok önemlidir. Biz bunun uluslararası yardım açısından önemli olduğuna inanıyoruz. Tüm dünya insanları olarak birbirimize bağlanalım ve yardım edelim.
JICA Türkiye Ofisi Başkanı Sn. Akio SAITO da şunları söyledi: Bizim daha önce yaşadığımız afetlerden çıkardığımız dersler ve tecrübelerden faydalanarak Türkiye’deki önlem tedbirleri açısından nasıl yardımcı olabiliriz diye düşünüyoruz. Bu deneyimlere göre nasıl planlama yapılabilir, nasıl stratejiler yaparsak problemleri minimize edebiliriz? JICA’nın Afet Risk Yönetiminde üçleme yaklaşımı bulunmaktadır. Bunlar 1- İş gücüne dayalı gelişim (Kaizen) 2-Risk iletişimi (Risk communication) 3-Gereğinden fazla önlem alma (redundancy)
Kaizen afet yönetim stratejisini güncellemek ve yenilemek ve bunu topluma yansıtmak için gereklidir. Risk iletişimi, risk iletişim kapasitesinin artırılmasını ve afet yönetiminde farkında olmama riskini en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Gereğinden fazla önlem alma ise çok katmanlı yetenekleri açığa çıkarmak için gereklidir. Bir örnek verecek olursak Minamitani yükseltilmiş otobanı, martta meydana gelen tsunami felaketini bloke ederek adeta bir set oluşturmuştur. Yani önlemler alındığında pek çok faydaya da hizmet etmektedir.
Afetlerle ilgili olası senaryolar hazırlanıp bu senaryo afeti ile başa çıkmak için kapasitenin artırılması gerekmektedir. Ancak afet olduğunda planlandığı gibi de yürüyebilir ya da bizim düşündüğümüzden çok daha büyük bir afet de meydana gelebilir. Bu nedenle çok yönlü çalışmak gerekiyor. Örnek verecek olursak tahliye planları ve müdahale ile afet eğitimleri yapısal olmayan tedbirlerdir. Ama tsunamiye yönelik deniz duvarlarının inşası ve kıyı setleri yapısal önlemlerdir.
Tahmin edilen olası risklerle başa çıkılamamasının nedenleri olarak bilimsel tecrübenin yetersizliği (yapıların bilimsel standartlarda yapılmaması vb.), şehirleşme (şehirler büyüdükçe müdahale zorluğu vb.) ve nüfusun hızla artması ve yaşlanmasını riski artırıcı faktörler olarak sayabiliriz. Tabi bunlar da yaptığımız senaryo ve afet olduğu zaman karşılaştığımız arasında farklılığa neden oluyor. Az önceki sunumda da gördük. Evime tsunami gelmeyecek diye önlemini almıyor evinden çıkmıyor ama tsunamiden hayatını kaybediyor. Benim evime zarar gelmez diyor. İşte bu senaryo üzerindeki önlem tedbirlerini halka ne derece aktarabiliyoruz. Burada vatandaşların verdiği hüküm önemli.
Her devlet ekonomik kalkınmayı ön plana koymaktadır. Ama gelişimin sürdürülebilmesi için (sustainable development) ve yapılan yatırımların bir doğal afette sıfırlanmaması için risk azaltma tedbirlerinin alınması gerekir.
Japonya’da pek çok risk azaltma tedbiri alınmaktadır. Mesela hızlı trenlerde deprem olduğunda devrilme riskini azaltma için hızını otomatik olarak düşüren sistemler bulunmaktadır.(Shinkansen disaster detection system)

Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

26 Şubat 2012 Pazar

DEPREM ZARARLARININ AZALTILMASI SEMİNERİ

Standard
Büyük Doğu Japonya Depremi'nin birinci yıl dönümünde Deprem Zararlarının Azaltılması Semineri düzenlenecektir. Katılımın ücretsiz olduğu etkinlikte İngilizce-Türkçe simültane çeviri yapılacaktır.
Her ikisi de deprem ülkesi olan Japonya ve Türkiye, bu etkinlikle deprem zararlarının azaltılmasına yönelik toplumsal bilinci artırmayı ve bu alandaki işbirliği bağlarını daha da güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Bu seminerde Tokyo Teknoloji Üniversitesi Fahri Profesörü ve deprem oluşum mekanizmaları araştırmacısı Prof. Dr. Yoshimori HONKURA ve kendisi de bir depremzede olan Shichigahama-machi Belediye Başkan Yardımcısı Masami TAIRA, uzman ve yerel yöneticilerin gözünden Büyük Doğu Japonya Depremi'nden alınan dersler ve çıkarımlar ve bundan sonra atılabilecek adımları aktaracaklardır. Türkiye'den ise, T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) yetkilileri Van Depremi'nden öğrenilenler ve Türkiye'nin deprem stratejilerini tanıtacaklardır.

Ayrıca afet zararlarının azaltılması konusunda Japonya ve Türkiye arasındaki işbirliği çalışmaları hakkında bilgi verilecek ve Japon özel sektörü tarafından deprem zararlarının azaltılmasına yönelik geliştirilen yüksek teknolojiler tanıtılacaktır.

Tarih ve Saat: 1 Mart 2012 ( Perşembe), 14:00-17:30
Yer: Türk Japon Vakfı Kültür Merkezi (Ferit Recai Ertuğrul Cad., No:2, Oran, Ankara)
Düzenleyen: Japonya Büyükelçiliği, T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), JICA Türkiye Ofisi İşbirliği: Türk Japon Vakfı, JICA Derneği, Türk Hava Yolları
Davetliler: Başta afet konusunda faaliyet gösteren Türk kamu kurum ve kuruluşları ve akademik çevreler olmak üzere afet zararlarının azaltılmasına ilgi duyan herkes davetlidir.
PROGRAM :
Açılış Konuşmaları
- Beşir ATALAY, Başbakan Yardımcısı
- Kiyoshi ARAKİ, Japonya Büyükelçisi
- Dr. Fuat OKTAY, AFAD Başkanı
- Prof. Dr. Cafer Tayyar SADIKLAR, Türk Japon Vakfı Başkanı
Deprem Deneyimlerinin Paylaşılması
- Prof. Dr. Yoshimori HONKURA, Tokyo Teknoloji Üniversitesi Öğretim Görevlisi
- Masami TAIRA, Miyagi Kenti, Shichigahama-machi Belediye Başkan Yardımcısı (Shichigahama-machi ilçesinde Türk acil yardım ekipleri faaliyet göstermiştir)
- Murat NURLU, AFAD, Deprem Dairesi Başkanı
Japonya ve Türkiye'nin Deprem Zararlarının Azaltılmasına Yönelik İşbirliği
- Akio SAITOU, Japonya İşbirliği (JICA) Türkiye Ofisi Başkanı
- Ikuko NATORI ve Miyuki KONNAI, Association for Aid and Relief Japan (AAR JAPAN)
- Yozo SHINOZAKI, TAISEI Corporation, Proje Birimi, Grup Lideri
- Jun UEKI, SKY Perfect JSAT Corporation, Kamu İşleri Birimi, Yönetici

17 Şubat 2012 Cuma

AFETLER VE KIRILGANLIK

Standard

İngilizce’de vulnerability tabiri afetle ilgili terminoloji de sık sık karşımıza çıkmaktadır. Bizim dilimize hassas, zayıf, kırılgan veya hasargörebilirlik olarak tercüme edilmektedir.
Bu kelimenin en önemli unsurunun “risk” olduğu kaçınılmazdır. Risk formülize edilirse tehlikelerin gerçekleşme olasılığının hasar görebilirlik ile çarpımıdır. Olaydan etkilenme de denilebir aslında. Yani bir olgunun hasar görebilirliği ne kadar fazla ise tehlikenin gerçekleşmesi durumunda, o olgu üzerindeki hasar ve etkilenme de o derece artmış olmaktadır. Bu olgu, kent olabilir, toplum olabilir, kişiler veya maddeler olabilir.
Bunu toplum içindeki bazı gruplara uyarlarsak; toplumun kırılgan kesimini oluşturan çocuklar, yaşlılar ve engelliler, olası bir tehlikeyle karşılaşılması durumunda başkalarının yardımına ihtiyaç duymaktadırlar. Böyle bir durumda olacakların şimdiden görülüp tedbirlerin ona göre alınması da önemli bir noktadır. Uzun yıllardır ihmal edilen ancak son yıllarda üzerinde ciddi çalışmalar olan bu kırılgan kesimin sorunlarına karşı Kamu Kuruluşları, STK ve vatandaşlarımızın ilgisi giderek artmaktadır. Ancak afet gibi olağanüstü durumlarda risk taşıyan bu kırılgan kesim acaba ne derece hazırlıklı?
Dünyada söz konusu kırılgan kesimle ilgili bazı örnekler vermek gerekirse, ABD’de Oakland Yangın Dairesi oluşturduğu web sitesinde 911 telefon kodu ile tuşlanan Bilgisayar Destekli Sevk Sistemine(Computer Aided Dispatch System- CAD) kayıt olan yaşlı ve engellilerin olası bir afet anında kolaylıkla güvenilir bir alana tahliye edilmesini amaçlamaktadır. Güvenli bir ortamda tutulan kayıtlar kesinlikle 3. şahıslarla paylaşılmamaktadır. Bu bilgiler ışığında yangın, tıbbi müdahale ve emniyet birimlerine hızlı bir şekilde bilgi aktarımı yapılarak, 911 acil müdahale personeli, kayıtlı yaşlı ve engellilere yardımcı olmak için sevk edilmektedir. 911 numarasına 24 saat boyunca erişilebilmektedir.
Bu kırılgan kesimler normal hayatlarında bile özel ihtiyaçlarını karşılarken yardıma gereksinim duymaktadırlar. Bununla beraber afet olduktan sonra gittikleri geçici barınma alanlarında da bu ihtiyaçları devam etmekte, ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda bulundukları ortama uyum sorunları yaşamaktadırlar. Japonya’da da AAR gibi yardım kuruluşları geçici barınma alanlarında bulunan yaşlı ve engellilere yönelik fizyoterapist, doktor gibi uzman personel göndermekte, tüm geçici barınma alanlarından toplanılan yaşlı ve engellilerin talepleri doğrultusunda hazırlanan yardım listeleri hızlı bir şekilde temin edilerek ihtiyaçlar yerlerine teslim edilmektedir. Yine psikolojik destek sağlamak amacıyla psikolojik terapi çalışmaları da sürmektedir.
Kaynak:
Foto: AAR yaşlılara yönelik tansiyon ölçümü (Miyagi Prefecture)
Afetlere karşı kırılgan kesimlerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak mevcut ve olası sorunlara duyarlılık toplumda geliştirilmelidir. Afetler için gerekli önlemler şimdiden planlanmalıdır.

Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 

2 Şubat 2012 Perşembe

KÜLTÜREL VARLIKLARIN KURTARILMASI VE KORUNMASI İÇİN İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISI

Standard

TOHOKU PASİFİK OKYANUSU DEPREMİNDEN ZARAR GÖREN KÜLTÜREL VARLIKLARIN KURTARILMASI VE KORUNMASI İÇİN JAPONYA KÜLTÜREL İŞLER AJANSI TARAFINDAN YAPILAN İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISI

Bildiğiniz üzere Japonya’da bugüne kadar bilinen en büyük deprem olan Tohoku Pasifik Okyanusu Depreminin ardından çok değerli can ve mal kayıpları olmuştur. Depremde hayatını kaybedenler ve etkilenenlere en derin taziyelerimi ve içten mesajlarımı iletmek istiyorum.

Sadece koruma altına alınan alanlar göz önüne alındığında 400 den fazla kültürel varlık deprem ve tsunamiden ağır hasara uğramıştır. Hasara uğrayan alan çok geniştir. Kültür Varlıklarının korunmasına Dair Kanununun yürürlüğe girmesinden bu yana karşılaştığımız en güç durumdur. Pek çok milli hazine, önemli kültürel varlıklar, özel tarihi alanlar ve eşsiz manzaraya sahip özel yerler bu afetten etkilenmiştir. Bazı eserler tamamen yok olmuş, bazılarının ise iyileştirme çalışmaları için uzun bir dönem gerekecektir.

Japon Kültür Mirası Japonya ve İnsanlık için çok değerli bir ortak mirastır. Bugün yaşayan bizler için bu hazineleri gelecek nesillere iletmek bir sorumluluktur. Bu amaçla, zarar görmüş kültür varlıklarının güvenliklerini sağlama, hırsızlığı önleme, hasarlı yapıların enkazı altında kalmış kayıp veya hasar görmüş eserleri kurtarma çalışmalarına başlamak zorundayız.

Biz Kültürel İşler Ajansı olarak taşınabilir kültürel miras için “Kültürel Miras Kurtarma Programı”nı afetten etkilenen bölgelerde araştırma merkezleri, dernekler ve eğitim birlikleri ile birlikte organize ettik. Biz hasar gören kültür varlıkları için acil olarak bir koruma merkezi istiyoruz.

Bundan sonra, konu ile ilgili uzmanların yardımıyla tarihi binalar gibi taşınmaz eserlerin restorasyonu ve rehabilitasyonu için harekete geçeceğiz. Kültürel varlıklar birer toplumun ruhsal bağlarıdır. Biz onların en kısa zamanda eski haline getirilmesinin afetten etkilenen bölge için bir gülümseme getireceğimi umuyoruz.

Kültürel İşler Ajansı, yukarıda belirtilen görev için gerekli bütçeyi sağlamak adına yoğun çaba harcamaktadır. Bizim bütçemiz uzmanların ulaşımı, malzemeleri ve eserlerin kurtarılarak korunması gibi gerekli işler için yeterli değildir. Bu nedenle kurtarma programlarının hızlı bir şekilde başarılması için geniş destek kaçınılmazdır.

Yukarıda bahsedilen kurtarma programlarına destek amacıyla dünyanın dört bir yanından gelen bağışların akışını kolaylaştırmak için Kültürel Miras ve Sanat Araştırmaları Fonu özel bir banka hesabı açmıştır. Lütfen bu hesabı Japon Kültürel Mirasını için ilgi ve anlayışınızı göstermek ve programı desteklemek amacıyla kullanınız.

Bu vesileyle Güzel Sanatlar Sergileri için Tazminat Kanununun 29 Mart 2011 de yürürlüğe girdiğini ve Haziranda uygulamaya başladığını belirtmek isterim. Bu yasa, yurtdışından sergi amacıyla getirilen ve hasar gören eserlerin tazminini kolaylaştırmayı hedeflemektedir. Ülkenizden gelen çok değerli eserlerin bu yeni yasa ile daha iyi korunacağını ümit ediyorum.

Japonya Kültürel İşlerden Sorumlu Komiseri

Seiichi Kondo


Bağış için site linkinde kredi kartınızı (http://www.bunkazai.or.jp/donate/donate_en.html) ya da aşağıdaki hesap numarasını kullanabilirsiniz.

Bank Name: Sumitomo Mitsui Banking Corporation

BIC Code (SWIFT Code): SMBCJPJT

Branch Name: Ueno Branch

Account Number: 6615496

Account Type: Futsu (Savings / Ordinary account)

Account Name: Foundation for Cultural Heritage and Art Research

Post Code: 110-0007

City Name: Tokyo

http://www.bunka.go.jp/bunkazai/tohokujishin_kanren/chokan_message_e.html

Fotoğraf: Tokyonun 400 km kuzeyinde bulunan Saikoji Tapınağındaki hasar. ( Ishinomaki, Miyagi Prefecture)

Kaynak: http://news.monstersandcritics.com/asiapacific/features/article_1629640.php/Japan-Earthquake-Tsunami-Nuclear-Accident-Aftermath-Pictures?page=7

Çeviren:Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU