29 Aralık 2009 Salı

TAHLİYE VE GEÇİCİ BARINMA ALANLARI

Standard


Japonya, Türkiye gibi dört mevsimi yaşayan bir ülke. Ancak Türkiye’den farklı olarak çok şiddetli yağmurlar, tayfunlar ve depremler gibi doğal afetler sıklıkla meydana gelebilmektedir. Bu tür sağanak yağmurlar ilk baharın sonu ve yaz başlangıcında, tayfunlar ise yazdan sonbahara dönerken gelmektedir. Bu afetlerin ardından toprak kaymaları ve seller oluşabilmektedir. Sismik aktivite olarak da diğer ülkelerle karşılaştırıldığında en üst düzeyde bir risk söz konusudur. Deprem meydana geldiğinde güçlü yer sarsıntıları nedeniyle binalar yıkılmakta ve ikincil hatta üçüncül afetler olmak üzere zincirleme yangın türü afetler de vuku bulmaktadır. Bu nedenle başta kamu görevlileri olmak üzere, halkın tamamı afetler konusunda adeta teyakkuz halindedir. Olası zararların minimize edilebilmesi için yoğun çaba harcanmakta ve azımsanmayacak bütçelere sahip projeler hazırlanmaktadır. Örneğin Tokai bölgesinde 1854 yılındaki depremin istatistiklerine göre bölgede her 100 yılda bir aynı büyüklükte bir deprem meydana gelmektedir. Japonlar kendilerini depremin üzerinden yaklaşık 150 yıl geçmesi nedeniyle her an olabilecek şekilde hazırlıklı olma durumunda hissediyorlar. Afet olmadan önce ailelerin, en az 7 günlük bir yiyeceği ve 3 gün yetecek bataryalarıyla radyo, el feneri gibi cihazlarını hazırlamaları ve Güvenli Tahliye Alanlarına (Safety Evacuation Area) ulaşmaları isteniyor. (Belki size bu 7 günlük yiyeceğin her an hazır tutulması imkansız ve hayal gelebilir. Tokyo’da afet depolarını gezerken bize afet anında tüm Tokyo halkına yetecek yiyeceğin depolarda bulunduğunu söylemişlerdi. Biz de herhalde şaka yapıyorlar diye konuşmuştuk. Açıklama yapılınca doğru olduğunu anladık. Depolarda sadece pirinç saklanıyormuş. Afet anında ise hazırlanan pilavlar avuç içi büyüklükte top haline getirilerek jelatinlere sarılıyor ve her öğünde halka dağıtılıyor. Bu da o olağanüstü durumda herkesin ihtiyacını bir nebze de olsa karşılamış oluyor.) Ayrıca vatandaşlardan bölgelerindeki tahliye yollarını öğrenmeleri de isteniyor. Her mahalle sakini için ayrılan tahliye alanı ve geçici barınma alanları bulunmaktadır. Güvenli tahliye alanı olarak genellikle tsunami riski haricindeki parklar seçiliyor ve bu parkların nerede bulunduğuna dair haritalar kentin pek çok yerindeki panolarda özel logolar ile görülebilmektedir. Yine her mahalle sakini için okul, resmi kurum, spor salonu gibi tesislerdeki geçici barınak yerlerinin isimlerini uyarı panolarıyla sokaklarda görmek mümkün. Örneğin Tokyo’da kaldığımız yere ait geçici barınma alanı metal borunun üzerindeki kırmızı plakette yazıyordu. Fotoğrafta görülen bu kırmızı borunun içinde yangın söndürme tüpü üzerinde ise hem İngilizce hem de Japonca şu yazılıdır: "Yangın söndürücü- Geçici barınak en yakın ilkokul veya ortaokuldadır. "
Barınak olarak kullanılan okul benzeri yapılar da çok amaçlı olarak inşa edilmektedir. Hem depreme karşı güçlendirmeleri yapılmakta, hem de spor salonları afetzedelerin bir müddet orada ikamet edecekleri ihtimaline göre tasarlanmaktadır. Vatandaşlar afet olduktan sonra kalabilecekleri yerleri en yakın belediye bürosundan ve internetten de öğrenebilmektedirler. Yine telefonların çalışmayacağı ihtimaline karşılık “Afet Acil Mesaj Sistemi Alo 171” de devrededir. Bu sesli bir mesaj sistemi olup, ulaşmak istediğiniz kişinin cep telefonuna ücretsiz olarak sesli mesaj gönderme şansınız bulunmaktadır.
Her şey insan için…


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

28 Aralık 2009 Pazartesi

DEPREM MÜZELERİ

Standard
Japonlar hatıralara büyük önem veren bir millet. Gittiğiniz her müzede, gelecek nesillerin geçmiş acılardan dersler çıkarması için çaba harcandığı görülüyor. Buna toplumun ortak bir hafızada birleştirilmesi de denilebilir. Aslında toplumun bilinçlendirilmesiyle beraber aynı zamanda bu mekanları ziyaret edenler arasında da hangi milletten olursa olsun afetlere karşı ortak bir bilinç, ortak bir akıl gelişmekte. İşte bu müzelerden bazıları:

Kobe Depremi Hatıra Müzesi (Kobe Earthquake Memorial Museum):
Kobe şehrinin depremden sonra yeniden yapılandırılan HAT KOBE mevkiinde bulunmaktadır. (Bu arada HAT kelimesinin açıklamasını da yapmak istiyorum. Happy Active Town yani Mutlu ve Aktif Şehir anlamında kullanılıyormuş. Bu da şehir sakinlerini motive etmenin güzel bir yolu diye düşünüyorum) Bu müzede hatıra köşesi (depremi yaşayan vatandaşlar izlenimlerini bilgisayara aktarmaktadır), Barkod navigatörü (B-navi denilen barkod okuma cihazlarıyla daha önce yaşanan gerçek deprem hikayeleri bir ekran üzerinde görülmekte, bunların printer çıktısına imkan sağlanmaktadır), ders köşesi, afet önleme bilgi sitesine internet yolu ile giriş imkanı, kütüphane, afet anının canlandırıldığı sokak dekoru, deprem anından ve yeniden yapılanma faaliyetlerinin gösterildiği 17 Ocak tiyatrosu, Kobe’de kronolojik olarak hangi yenileme faaliyetlerinin yapıldığını gösteren kısım, geleceğe mesaj ve çocukların eğitimine yönelik kısımlar bulunmaktadır. Aslında daha müzeyi gezmeden sizi aldıkları planatoryumdaki vibrasyonlu platforma çıkıp “Kobe Depremi”nin görüntülerini izlediğinizde başka söze gerek kalmıyor. Gerçekten çok etkileyici, depremi adeta yeniden yaşıyorsunuz.
http://www.dri.ne.jp/images/english_all.pdf

Hokudan-Cho Deprem Hatıra Parkı (Hokudan-Cho Earthquake Memorial Park):
Depremin meydana geldiği Awaji adasındaki Nojima fay hattının üzerine eğitim amaçlı bir hatıra müzesi inşa edilmiştir. Deforme olmaması için üzeri kapatılarak korumaya alınan fay hattının bulunduğu müzede, 140 metrelik Nojima fay hattındaki episenter noktasında oluşan 50 cm lik dikey 130 cm lik yanal ötelenme ile fay kırığı açık bir şekilde gözlenmektedir. Ayrıca istenilen deprem büyüklüğünde sarsıntı verilen bir evin odası şeklinde hazırlanmış platform da bulunmaktadır. Müzenin yanında depremde büyük hasar görmüş ev istimlak edilerek ziyaretçilerin ilgisine sunulmuştur. Bahçe duvarlarındaki ötelenme ve mutfak eşyalarında oluşan hasar orijinal haliyle korunarak “hatıra evi” ismiyle sergilenmektedir.
http://www.nojima-danso.co.jp/nojimafaultpreservationmuseum.php

Kobe Limanı Deprem Hatıra Parkı (Port of Kobe Earthquake Memorial Park):Kobe’de 60 metre uzunluğunda açık hava müzesi niteliğinde olan park alanındaki Meriken limanına ait deprem izleri orijinal haliyle korunmaktadır. Alan etrafında Kobe şehrinde özelliklede limandaki tesislerde depremin meydana getirdiği hasar fotoğraflarla ve maketlerle anlatılmaktadır.
http://www.hyogo-tourism.jp/english/kobe/kobe02.html

Tokyo Büyük Kanto Depremi Hatıra Müzesi (Tokyo Great Kanto Eartquake Memorial Museum):
1 Eylül 1923 tarihinde dünyanın en büyük afet felaketlerinden olan Büyük Kanto depreminin anısına Tokyo kentinden bir müze inşa edilmiştir. Depremin ardından başlayan yangınlar 42 saat sürmüş Tokyo ve Yokohama şehirlerinde büyük hasar meydana getirmiştir. 143.000 kişi hayatını kaybetmiş, 104.000 kişi de yaralanmıştır.
Müzede yangın ve depremden kalan hatıra eşyalar sergilenmektedir. 1930 yılında hayatını kaybedenlerin anısına bir de tapınak inşa edilmiştir. Tapınak ve müze arasında 1942-1945 yıllarında ABD tarafından Japonya’ya yapılan hava saldırılarında hayatını kaybedenler anısına yapılmış bir anıt da bulunmaktadır. Tapınak girişindeki havuzun etrafındaki alana dikilen binlerce sarı çiçek sanki hala kaybedilenlerin hatırasını taşıyor gibi…
http://wikimapia.org/9898419/Tokyo-Earthquake-Memorial-Museum



Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

JAPONYA’DA AED (Automated External Defibrillator) UYGULAMASI

Standard

AED (Dış Otomatik Defibrillatör) cihazı tıbbi bir alet olup, kalp krizi geçiren bir hastaya sağlık ekipleri gelmeden önce herhangi bir kişi tarafından ilk müdahalenin yapılmasına imkan vermektedir. AED cihazının kalp krizi geçiren hastaya bağlanması ile hastanın elektrokardiyografisi otomatik olarak analiz edilmekte, eğer elektro şok gerekiyorsa sesli olarak kullanıcı uyarılmaktadır.

Kalp hastalığı nedeniyle (Myokardial enfarktüs, aritmia vb.) kalp durması sonucu ani ölüm riski bulunmaktadır. Duran kalbin tekrar normal düzenine girmesi için defibrillatör uygulaması en etkili yöntem olarak kabul görmektedir. Uzmanlar defibrillasyon zamanının çok kritik olduğunu belirtmektedir. Amerikan Sağlık Birliği (AHA)’nın 2002 yılında yayınladığı verilere göre her geçen dakika hastanın hayatta kalma şansını %7 ile 10 oranında azaltıyor.

Japonların hayatta kalma zinciri dedikleri “Erken Ulaşılabilirlik” sistemi 4 adımdan oluşuyor: 119 (Alo Ambulans Sistemi), AED, Ambulans ve Hastane.

Hasta kalp krizi geçirince 119’u arayan kişiden de etrafta AED eğitimi alan kişi bulunmasa bile yardım istenebilmektedir. Çünkü bu cihazın kullanımı oldukça basittir ve özellikle havaalanlarındaki AED’lerde sesli yönlendirme sistemi de bulunmaktadır. 1 Temmuz 2004 tarihi itibariyle Japonya’da artık sağlık personeli olmayanlar da AED cihazını kullanma yetkisine sahiptir.

Japonya’da insanların yoğun olarak bulunduğu okul, havaalanı, yurt, iş merkezi, alışveriş merkezi, resmi bina, otel, restoran, müze, stadyum gibi alanlara konuyor. Tüm polis devriye ve itfaiye araçlarında da buluyor. Fotoğrafta Tokyo Büyükşehir Valiliği binasında bulunan AED çantasını ve uyarı levhasını görebilirsiniz.
AED cihazının yanına yerleştirilen açıklayıcı bilgiler ile müdahalenin nasıl yapılacağı, bu konuda eğitim almayanların bile kolaylıkla kullanmasına imkan veriyor.

Ayrıca her kurum kendi personeline mankenler üzerinde cihazın kullanılmasına dair eğitimler veriyor. Kyoto Üniversitesi personeline yönelik bu eğitimi aşağıdaki linkte bulabilirsiniz:
http://www.kyoto-u.ac.jp/en/profile/safety/aed/location/aed_4.htm/


Osaka’daki Kansai Havaalanında 35 adet AED cihazı bulunmaktadır. Bunların 27’si yolcu terminalinde, 8 ise otel bölgesinde yer almaktadır. Havaalanındaki tüm bilgilendirme panolarında AED’lerin nerede konuşlandırıldıklarına ait bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca cihazların yerleştirildiği panellerde hem Japonca hem de İngilizce olmak üzere 2 dille sesli rehber hizmeti sunulmaktadır. Kansai Havaalanı servis hizmetleri sayfasını incelediğinizde AED yerlerini AED’ye özel logolarla kolaylıkla bulabilirsiniz:
http://www.kansai-airport.or.jp/en/service/safe/index.html#_09

Japonların insan hayatına verdikleri önem ve değeri AED sistemi ile bile anlamak mümkündür.


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 

24 Aralık 2009 Perşembe

ÇOK AMAÇLI AFET PARKLARI

Standard

Japonlar afet zararlarının azaltılması kapsamında pek çok projeye imza atıyor. Bunlar arasında; izleme amaçlı meteoroloji uyduları, yangınla mücadele, su tankları ve jeneratörler gibi afete hızlı bir şekilde müdahalede kullanılacak ekipmanlar, afette iletişimi sağlayacak telekomünikasyon sistemleri, ulaştırma vasıtaları (araç, gemi, helikopter vb.), tahliye ve yönetim tesislerinin oluşturulması sayılabilir.
Bunlarla birlikte yangına dayanıklı binaların inşası, tahliye rotalarının belirlenmesi ve afete hazırlık üsleri için tesislerin kurulması da diğer önemli faaliyetlerdir. Özellikle kent merkezlerindeki yeşil alanların afet anında hızlı bir şekilde müdahaleye imkan verecek alanlara dönüştürülmesine önem veriyorlar. Genellikle bu tesislere “geniş alan/sahra afet yönetim üssü” diyorlar. Tokyo Büyükşehir Valiliği tarafından afet yönetimi ile ilgili hazırlanan kitapçıkta bu çok amaçlı afet üssü diye adlandırdıkları afet parkını inceleyecek olursak, park fonksiyonlarının “normal durumlar” ve “acil durumlar” olmak üzere iki zaman diliminde işlevlendirildiklerini görüyoruz.
Normal zamanlarda, park; yeşil alanlar, atletizm stadyumu, jimnasyum (jimnastik aletlerinin bulunduğu alan), tenis kortu, dere, gölet, konaklama amaçlı kamp yeri, heliport (helikopter sahası), afet simülasyon eğitim alanı, ana bina , park alanı (park alanına gelen ziyaretçiler ve ana binada çalışanlar için ayrı ayrı olmak üzere), sembolik yol (temalı yürüyüş yolu), su parkı alanlarını ihtiva ediyor.
Acil durumlarda ise aynı park bakın hangi fonksiyonlar üstleniyor: Onarım çalışmalarında kullanılacak malzeme için yükleme boşaltma yeri, bekleme konumundaki araçlar için park yeri, yardım malzemeleri idare yeri, malzemeler için geçici depolama alanı, üs destek takımı, mutfak, heliport sahası, su tankı, yerel yönetim müdürlüğü, tıbbi müdahale alanı, hareketli ağır ekipman sahası.
Bu üsteki alanlar 9 kısma ayrılmış:1. Yemek ve günlük ihtiyaç mallarının bulunduğu alan 2. Tıbbı malzeme alanı 3. Sahra destek takımı 4. kara yolu ile ulaştırma bölgesi 5. Onarım malzemeleri bölgesi 6. Tıbbi destek bölgesi 7. Hava yolu ile ulaştırma bölgesi 8. Yerel yönetim müdürlüğü bölgesi 9. Deniz yolu ile ulaştırma bölgesi (Söz konusu üs deniz kenarında tesis edilecek şekilde planlanmıştır.)
Bu alanların afet anında özellikle 3 fonksiyon üstlenmesini istiyorlar:
1.Kurtarma ekipmanı, yiyecek ve günlük ihtiyaçların depolanması
-Afetzedelere mümkün olduğunca en çabuk şekilde müdahaleyi sağlayacak kurtarma ekipmanı depolanması
- Afetzedelerin yiyecek, içecek ve diğer günlük ihtiyaçlarının depolanması
2.Gelen yardım malzemesinin kabulü ve dağıtımı:
-Japonyadan gelen yardımların kabulü
-Depolama
-Dağıtım için depo
-Tır terminali ve heliport
3.Kurtarma kuvvetlerin yoğunluğu:
-İtfaiye, polis, sivil savunma ve gönüllerinin kullanacağı alan ve tesisler
-Kullanacakları ekipmanın depolanması
Tachikawa Afet Önleme Merkezi de yine bir üs olarak tasarlanmış. Bu üs kompleksinde afete müdahaleyi sağlayacak personel için lojman binası bile (evli personel için 40, bekar personel için 15 daire) düşünülmüş. Yönetim ofisi, iletişim ofisi, depo, konferans salonu (afet anında kurtarma faaliyetlerinin bir kısmı idare ediliyor), kapalı spor salonu (afet anında vatandaşlar için geçici barınak olarak kullanılıyor ayrıca dağıtım için gidecek acil ihtiyaç malzemeleri de depolanabiliyor), bilgi işlem merkezi üssün diğer bölümleri. Normal zamanlarda kapalı spor salonu ve konferans salonu personel tarafından amaçları doğrultusunda kullanılmaktadır. Bina afete dayanıklı olarak inşa edilmiş olup, su tankı ile 72 saat yetecek jeneratör sistemi de bulunmaktadır. Bu merkez Tama bölgesinde afette evlerini kaybetmiş afetzedelerin geçici barınma ve yemek ihtiyaçlarını da karşılamaktadır.
Afetsiz günler dileklerimle…


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

22 Aralık 2009 Salı

KÜLTÜREL MİRAS VE AFETLER

Standard

26 Ocak 1949 da Horyuji Tapınağında meydana gelen yangın sonucu tapınağın duvar resimlerinin çoğu yanmıştı. Tapınakta o sırada restorasyon çalışmaları devam ediyordu. Japonlar o üzücü anı yaşatmak ve gelecek nesillerin bundan ders almasını sağlamak amacıyla için her sene 26 ocak gününü “Kültürel Miras Yangın Önleme Günü” olarak anmaktadırlar. Bu, milli bir gün olmayıp afet tatbikatlarının da yapıldığı özel bir gün olarak kabul görmektedir.
Resimde de Japonya’nın orta bölümünde yer alan Shirakawa dağ evleri için bugüne özel yapılan bir tatbikatı görebilirsiniz. UNESCO tarafından “Kültürel Miras Listesi”ne alınmış ve çatısı sazlarla örtülü bu dağ evlerinin korunması için ne kadar çaba harcandığı fotoğraftan da kolayca anlaşılıyor.
Japonlar, kültürel mirasa Bunkazai, yangın önlemeye de Bouka diyorlar.
Ziyaret ettiğim, tarihi Budist ahşap eserlerinin en eskilerinin sergilendiği Nara bölgesinde, yine tarihi şehirlerinden olan ve bünyesinde pek çok tarihi yapıyı barındıran Kyoto şehrinde, Hiroşima’da bulunan Itsukushima Tapınağı ve Atom bombasından zarar gören belediye binasında (Genbaku Dome- Atomic Bomb Dome) ve Himeji Kalesinde de olağan üstü koruyucu önlemlerin alındığını gözlemledim.
Her tarihi yapının bahçesinde mutlaka yangına karşı sensörler içeren ön sezi sistemi bulunmaktadır. Bina içleri de su püskürtme sistemleriyle donatılmış. Sistem, yangını algılayan ısı ve duman sensörlerinin çalışmasıyla devreye girmektedir.
Japonlar tarihi eserlerini UNESCO Kültürel Miras Listesine kaydedebilmek için büyük gayret içerisindeler. Aynı zamanda listeye kayıtlı eserlerin korunmasına da aynı ölçüde emek harcıyorlar. Her yapının önüne yerleştirdikleri dev bilgilendirme panolarıyla yapının listede bulunduğunu değişik dillerde gururla tanıtıyorlar. Ayrıca ülke içinde bu yapıların nerede bulunduğu, nasıl gidileceğine dair turistler ve kendi vatandaşları için rehberler hazırlamaktadırlar. Listeye Japonya’da kayıtlı 11 Kültürel Miras Alanı, 3 de Doğal Miras Alanı bulunmaktadır.
Kültürel ve Doğal Miras listesindeki alanları ziyaret etmek isteyen Japonlar için pek çok turizm acentası var. Zaten Japonlar dikkat ederseniz yurtdışına çıktıklarında da sahillere gidip tatil yapmak yerine UNESCO Kültürel Miras Listesine kayıtlı olan tarihi yerleri gezmek istiyorlar.
Müze eserlerinin sergilendiği ortamın objelerin hasarına sebep olmayacak ideal koşullarda kalmasını sağlayacak ve bu koşularını sürekli kontrol altında tutacak iklimlendirme sistemlerinin tesisi, objenin nakledilmesi sırasında sarsıntının en aza indirilmesi için teknikler ile müze içi ve müze bahçesinde sergilenen ağır objelerin depremden etkilenmemesi için altlık olarak sismik izolatörlerin yerleştirilmesi gibi tarihi eserlerin korunmasına yönelik nice başarılı çalışmaları yürütmektedirler.


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 

21 Aralık 2009 Pazartesi

AFET TIBBİ YARDIM EKİPLERİNİN ÖNEMİ

Standard

Enkaz altında kalmış yaralıların kurtarılması amacıyla da kurtarma timleri ile Afet Tıbbi Yardım Ekipleri (Disaster Medical Assistance Team: DMAT) koordineli bir şekilde çalışmaktadır. DMAT timleri, Japonya’daki afet hastanelerinde görevli doktor, hemşire ve tıbbi koordinatörlerden oluşan afet anında çok çabuk ve seri müdahaleyi sağlayacak ekiplerdir. Bu ekipler kapsamlı afet kurtarma eğitimi tatbikatları kapsamında sık sık bir araya gelip acil tıbbi müdahale eğitimleri yapmaktadırlar. Mikicityde grup eğitimine katıldığımız tatbikat gerçeği aratmayacak nitelikteydi. Afetzede olarak Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri kullanılmış, tüm tıbbi müdahale ekipleri ve ekipmanı ile gerçekçi bir tatbikat yapılmıştır. Kobe şehrinde 5 er kişiden oluşan 200 adet DMAT timi bulunmaktadır. Önceden hazırlanmış afet senaryosuna göre yaralı afetzedelerin ilk müdahaleleri, hastaların afetten etkilenmeyen diğer bölgelere sevkiyatı, hastanın gideceği hastanedeki doktorun bilgilendirilmesi amacıyla yaralanma durumlarının öncelik etiketleriyle belirlenmesi (triyaj), ambulans, helikopter gibi ulaşım araçlarının kullanılması, helikopter pistlerinin kullanılması, acil tıbbi komuta merkezinin kurulması tatbikat çalışmasında amaçlanmaktadır. Yaralılara müdahalede pratik mobil tıbbi cihazlar kullanılmaktadır.
Yine Miki şehrinde yapılan tatbikatta kurtarma timleri U şeklinde hazırlanmış karanlık bir tünelde çalışma yapmıştır. Senaryoya göre enkaz altında kalan yaralı afetzedeye bir kurtarma tim personeli ulaşmakta ve telsizle dışarıda bekleyen DMAT timine bilgi vermektedir. DMAT timinden bir personel de enkaza girerek yaralıya ilk müdahaleyi gerçekleştirmektedir.

DMAT sisteminin nasıl çalıştığına gelince örneğin Tokyo’da 13 adet DMAT ekibinin bulunduğu Afet Hastanesi var. Afet olduğu andan itibaren Tokyo İtfaiye Merkezinin Anons Merkezi bölgeye en yakın itfaiye istasyonuna ve Afet Hastanesine DMAT ekibi ihtiyacını bildiriyor. En yakın itfaiye merkezi, emrinde bulunan ambulansı en yakındaki afet hastanesine DMAT ekibini alması için, kurtarma ekibi ve aracını ise bölgeye sevk ediyor. Bu afet hastanesinde her gün için hangi doktor ve hemşirenin nöbetçi olduğu belirtilmiş durumdadır. Hastaneden alınan DMAT ekibi bölgeye hızlı bir şekilde intikal ederek kurtarma ekipleriyle işbirliği halinde gerekli müdahaleyi sağlıyor. Müdahaleyi sağlayacak tıbbı ekipler beyaz, kurtarma ekipleri ise turuncu renkli üniforma giymektedir. Tüm sağlık ekiplerinin zevkle ve görev bilinci ile tatbikata katıldıklarını, tatbikatın sonunda da aynı disiplinle tatbikat sonuçlarını dinlediklerini gözlemledik.


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

17 Aralık 2009 Perşembe

JAPONLAR DEPREMLERİ UNUTTURMUYOR

Standard

Japonya’daki depremle mücadele sistemini yerinden inceleyenlerden biri Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi Alpaslan Hamdi Kuzucuoğlu. Hâlihazırda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’nda çalışan Kuzucuoğlu, 2006 ve 2007’de Japon hükûmetinin JICA bursu ile Kobe Üniversitesi’nde ‘Mega Şehirlerde Deprem Afeti için Zarar Azaltma Stratejileri’ kursuna katılmış. Japonya’da bulunduğu günlerde uygulamalı deprem tatbikatlarına da katılmış. İstanbul Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü’nde doktora çalışmasını sürdüren, Kültürel Miras Afet Risk Analizleri üzerinde yoğunlaşan Kuzucuoğlu’yla Japonya örneğini konuştuk.
-Japonya depremin yıkıcılığını nasıl önlüyor?Japonlar darbe yedikleri geçmişteki sayısız depremin ardından, bu afetle yaşamaya, olası riskleri en aza indirmeye odaklanmış bir millet. Zaten karakteristik yapıları nedeniyle çok iyi organize olabilen bir toplum. Tüm kamu kurumları ile özel sektör, üniversiteler ve STK’lar arasında bilgi paylaşımı söz konusu. Afetlerle ilgili eğitim okuldan da önce aile seviyesinde başlıyor. Okuldan sonraki dönemde de afet eğitimleri periyodik olarak devam ediyor. Deprem tatbikatlarına büyük bir ciddiyet ve samimiyetle katılıyorlar. Japonlar ayrıca depreme multi disipliner bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Yani tüm meslek grupları olaya dâhil ediliyor. Depremle sadece belirli meslek grupları ilgilenmiyor.
-Depremin etkisini minimize etme araçları neler?Afet risklerinin azaltılması ve “Riski Yönetme” konusunda uzmanlaşan Japonlar, bu doğrultuda teknolojiyi sonuna kadar kullanıyor. “Risk İletişim Sistemleri” adını verdikleri yapı çerçevesinde zarar azaltılıyor. Bunun içinde sismik afet haritaları, eğitim amaçlı simülatörler, erken uyarı sistemleri (internet, GIS, uzaktan algılama ve uydu iletişim vb.), kesintiye uğramayacak özel iletişim ağları, 24 saat çalışan acil iletişim ofisleri, etkin afet koordinasyon merkezleri yer alıyor. Parkları, hastaneleri, okulları afete uygun şekilde çok amaçlı olarak inşa ediyorlar. Yine dünyanın en büyük sarsma tablası özelliğine sahip E-Defence denen 3 boyutlu deprem test tesisinde yapıların deprem karşısındaki tepkisini ölçüyorlar. Bu onlara depreme dayanıklı yapı teknolojileri üzerine çalışma imkânı veriyor.
-Sosyal bilinç nasıl oluşturuluyor?
Japonlar eğitimi toplumun tüm katmanlarına yaymış. Örneğin, DMAT denilen ‘Afet Tıbbi Yardım Ekipleri’ kurmuşlar. Bu ekipler afet hastanelerinde görevli doktor, hemşire ve tıbbi koordinatörlerden oluşuyor ve afet anında çok seri müdahale edebiliyor. Sadece Kobe’de 5’er kişiden oluşan toplam 200 DMAT timi mevcut. Bu timler zevk ve ciddiyetle, diğer kurtarma ekipleriyle de koordineli bir şekilde çalışıyor. Zaten bu ciddiyet ülkenin ferdinden devletine kadar her ölçeğinde mevcut. Depremlerden elde ettikleri dersleri iyi analiz ediyorlar. Edindikleri bilgi ve birikimi diğer ülkelere de yaymak gayretindeler.
-Depremin etkisini azaltabilmek için Türkiye işe nereden başlamalı?Japonlar gönüllülük esaslı çalışmayı benimsiyor ve destekliyor. Özellikle emekliler her alanda gönüllü faaliyetlerine katılıyorlar. Yerel kamu görevlileri, uzmanlar ve bölge sakinlerinin katılımıyla toplum tabanlı çalışmalar yapılıyor. İnsanlar oturdukları bölgenin sorunlarını, risklerini birlikte tartışarak bölgelerinin geleceğine yön veriyor. Ayrıca müzelerinde yeni neslin daha önceki depremleri hatırlamaları ve ders çıkarmaları için büyük çaba harcıyorlar. Depremleri unutturmuyor, aksine her zaman hatırda kalmasını sağlıyorlar. Dolayısıyla, sosyal bilinçlenmeyi bu işin başı olarak görüyorum. Türkiye’de kurumlar arası koordineli işbirliği yeterli değil.
MESUT ÇEVİKALP-2010

13 Mayıs 2009 Çarşamba

AFET RİSK YÖNETİMİNDE SİMÜLATÖR KULLANIMI

Standard
Japonlar, enstitülerinde afet risk azaltma çalışmaları kapsamında kurdukları simülatörlerden faydalanıyorlar ve bu çalışma sonuçlarını özel ve kamu kuruluşları, okullar ve STK lar ile paylaşıyorlar. Ulusal Yer Bilimleri ve Afet Önleme Araştırma Enstitüsü nde (National Research Institute for Earth Science and Disaster Prevention- NIED) deprem, sağanak yağış ve kar simülatör tesisleri bulunmaktadır. Bu datalar JMA (Japon Meteoroloji Ajansı) tarafından da kullanılmaktadır.

Tsukuba şehrinde NIED’e bağlı E-Defense denilen dünyanın en büyük 3 Boyutlu Deprem Test Tesisi bulunmaktadır. Yapımına 1999 da başlanan tesis 2005 yılında tamamlanmıştır. Hareketli tabla üzerine yerleştirilen depreme dayanıklı yeni teknolojilerle inşa edilmiş çok katlı betonarme, ahşap, çelik yapılara istenilen deprem büyüklüğünde sarsıntı verilerek deprem afeti karşısında gösterdikleri yapısal etkiler araştırılmaktadır. Konut yapıları yanında dini yapılar, köprü ve viyadüklerin de deneyleri yapılmaktadır.
İlköğretim öğrencileri bile bu tesisleri ziyaret ederek sarma tablasını test etmektedirler. http://www.bosai.go.jp/e/index.html

Tsukuba Merkezi Araştırma Enstitüsü Uluslararası Su Afetleri ve Risk Yönetimi Merkezinde (Tsukuba Central Research Institute International Centre for Water Hazard and Risk Management) dünyanın en büyük geniş ölçekli sağanak yağış simülatörü (Large- Scale Rainfall Simulator) bulunmaktadır. Gerektiğinde hareketli hale gelen mobil simülatörden fışkırtılan su damlalarının (200 mm/saat) eğimli bir kızak üzerine düşürülmesiyle toprakta meydana gelen kayma, deformasyon ve toprak tabakaları incelenmektedir.

Kamu İşleri Araştırma Enstitüsü (Public Works Research Institute- PWRI) tesislerinde “Deprem Mühendisliği Laboratuarı” da bulunmaktadır. Burada ekspres yolları taşıyan yapı elemanlarının deprem karşısında gösterdiği dayanım laboratuar ortamında simülatörler vasıtasıyla test edilmektedir.

Tokyo’da bulunan Tokyo Yangın Departmanı Hayat Güvenliği Öğrenme Merkezinde ( Tokyo Fire Department- Life Safety Learning Center- BOSAI KAN) deprem simülasyonu, labirentli duman simülasyonu, görsel ve dinleme yoluyla eğitim bölümleri (soru ve cevap bölümü, tesis ziyaretinin ardından neler öğrenildiğine dair interaktif bir bölüm, videolarla afete karşı alınacak önlemlerin anlatıldığı animasyon bölümü, evlerde aileler için afetlere karşı alınabilecek önlemleri içeren bölüm vb), yangınla mücadele eğitimi, ilk yardım, acil raporlama eğitimi, afet kütüphanesi, 3 boyutlu tiyatro gibi eğitim faaliyetleri bulunmaktadır.

Merkezde yer alan deprem simülatöründe istenilen boyutta deprem sarsıntısı hareketli bir platforma uygulanmaktadır. Eğitime katılanlar bu platforma girdikten sonra deprem simülatörü çalışmaya başlamaktadır. Bu alanda sarsıntı başlar başlamaz elektrik şalterinin indirilmesi, fırın düğmesinin kapatılarak gazın kesilmesi, insanları uyarmak amacıyla deprem diye bağırılması, masanın altına girilerek korunma ve deprem anında kapı çerçevesinin deforme olacağı düşünülerek kapının açılması ve önüne kapanmayacak şekilde sandalye konulması gibi 5 hareketin doğru olarak yapılması sonucu 5 puan kazanılmaktadır. Kazanılan puanlar her ziyaretçiye verilen elektronik bilet üzerindeki çipe eğitim sonunda bilgisayar vasıtasıyla aktarılmaktadır.

Labirentli duman simülatöründe ise duman verilen karanlık labirentli odaya giren katılımcıların, birbirlerine tutunarak yürüme, çömelerek yürüme, ağzını bir mendille veya elbisesi ile kapatarak yürüme, duvarlara temas ederek yürüme ve çıkış yolunu bulma gibi 5 hareketi doğru olarak yapması durumunda 5 puan almaktadır.

Eğitim Merkezinin girişinde bulunan satış merkezinde ise afet anında afetzedelerin kullanabileceği yanmaz başlıklar, yanmaz çantalar, soğuktan koruyucu özel malzemeden yapılmış battaniyeler, radyo, çok amaçlı çakı, ip, pil, ilkyardım çantası, sırt çantası gibi eşyalar satılmaktadır. http://www.bousai.metro.tokyo.jp/16center/center_e.pdf

Bursa Özel İdaresi tarafından kurulan Deprem Eğitim Merkezi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı tarafından “Doğal Afetler Eğitim Parkı” ismiyle kurulacak olan eğitim merkezi de sevindirici bir gelişme…


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 










'

15 Nisan 2009 Çarşamba

KOBE DEPREMİNİN KÜLLERİNDEN DOĞAN MUCİZE: NAGATA WARD

Standard
17 Ocak 1995 Salı günü saat 5:46 da Kobeliler hiç beklemedikleri bir depremle uyandılar. Richter ölçeğine göre 6.8 büyüklüğündeki deprem ardında 6000 ölü, 30.000 yaralı ve 300.000 evsiz insan bırakıyordu. 100.000 bina, deprem ve depremin ardından oluşan yangınlar nedeniyle ciddi hasara uğradı veya yerle bir oldu. 148 farklı yerde çıkan yangınlarda 6513 bina hasar gördü. Bu deprem kayıtlara 1923 yılındaki Büyük Kanto depreminden sonra Japonya’yı en fazla etkileyen deprem olarak kayıtlara geçti. Hasar tahmini 150-200 milyar dolardı.
Depremlerin ardından gelişen yangınların bir çok sebebi bulunmaktadır. Japonyada ikamet olarak kullanılan çoğu konut ahşap malzeme ile inşa edilmektedir. Yatay deprem kuvvetleri karşısında yeterli dayanıklılığa sahip olmayan bu tür yapılarda önemli hasarlar oluşmaktadır. Ahşap veya bambu ile inşa edilen bu tür yapıların üzeri çok ince bir sıva tabakası ile kaplanmaktadır. Deprem anında bu sıva tabakası dökülerek ahşap kısımlar açığa çıkmaktadır. Ahşap malzeme bilindiği gibi çok kolay yanıcı ve tutuşabilir özelliktedir. Deprem sonucu kırılan ve dökülen ahşap parçaları en ufak bir kıvılcımla tutuşarak yangına sebep olmaktadır. Kobe’nin dar sokaklarında enkazın yol açma ve kurtarma çalışmalarında sürekli yer değiştirmesi de bu ahşap parçalarının daha küçük parçalar halinde ayrılmasını ve de yayılarak hızlanan yangın riskini beraberinde getirmektedir. Havai elektrik hatları da bu riski artırmaktadır. Hatta Tokyo’da gittiğim Ulusal Yangın ve Afet Araştırma Enstitüsünde, 1923 Tokyo’yu vuran Büyük Kanto depreminin ardından oluşan ve binlerce insanın ölümüne sebep olan hortum benzeri yangınlar laboratuar ortamında oluşturulup nedenleri ve etkilerinin halen bir araştırma konusu olduğunu gözlemledim. Japonlar bu tür yangınların kaynağını büyük bir merakla test etmeye devam ediyorlar.
İşte Kobe’de deprem ve depremin tetiklediği yangınlar sonucu neredeyse haritadan silinen bir yerleşim bölgesinden bahsetmek istiyorum: Nagata Ward. Nagata bölgesi, Kobe’de yerleşim alanı olarak yoğun nüfusa sahip olmasına rağmen yüzölçüm olarak dar bir alanda bulunan ve çoğunlukla ahşap konutların bulunduğu bir yerleşim alanı. İstatistiklere göre en çok yangın da yine bu bölgede görüldü. Nagata’daki bu büyük ölçekli hasardan sonra bölge sakinleri, yerel belediye, mimarlar ve şehir plancıları yeniden inşa için “Nagata Bölgesinin Yeniden Canlandırılması Projesi” kapsamında büyük gayretler gösterdiler.
Kobe Üniversitesinin COE Programı (Planlamaya açık kent alanlarının güvenliği için tasarım stratejisi) çerçevesinde Washington Üniversitesi ile ortaklaşa “Charrette” denilen stüdyo workshop çalışmaları gerçekleştirilmiş. Bu çalışmalar GIS haritalarından oluşan veri tabanı kullanılarak yapılmış, katılımcıların kendi deneyimleri doğrultusunda tavsiye haritaları (Advice/Hint maps) oluşturulmuş. Bu haritalar iklim, daha önce yaşanan afetlerin kayıtları, risk bölgeleri, hava sirkülasyonu, rekreasyon gibi bilgiler içermektedir. Bu haritalar üzerine atölye çalışmasına katılanlar yürüyerek (planlaması yapılacak mahalli gezerek), konuşarak (GIS projektörlerle ekrana yansıtılarak planlama üzerinde tartışarak), ve çizerek (tasarım yaparak) walking-talking-drawing formülasyonundan yola çıkarak sismik yönden afete dayanıklı (seismic –resistant) planlama yapmaktadırlar. Bu çalışmalar tavsiye planlaması niteliğinde olup karar-vericilerin öngörüsüne sunulmaktadır.
Atölye çalışması sonunda deprem, yangın, sel , toprak kayması nedeniyle riskli olabilecek alanlar belirlenerek bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmeyecek şekilde kısa, orta ve uzun dönem planlama yapılmaktadır.
Nagata’da Kobe Üniversitesi tarafından oluşturulan Kobe Saha Stüdyosuna (Kobe Field Studio KFS) ayakkabılar çıkartılarak giriliyor. Bir ev rahatlığına kendinizi bırakırken Kobe Üniversitesinin genç akademisyenlerinden Dr. Takahiro TANAKA’nın detaylı brifingi ile tüm gelişmeleri öğrenebilme imkanına sahipsiniz. Dr.Tanaka’nın aynı heyecanla bölgeyi tanıtması ve o korkunç depremin ardından bölgede meydana gelen olumlu dönüşüm, eğitime katılan bizleri de çok heyecanlandırıyor. Nagata’da şu anda ahşap konutlarla birlikte depreme dayanıklı yüksek katlı binalar da yükseliyor. Bölgedeki ticari aktivitenin canlanması için Japonya’nın pek çok yerinde görebileceğiniz gibi bazı sokaklar, arkadlarla kaplanarak adeta bir alışveriş merkezine dönüştürülmüş. Müzik yayını da yapılabilen bu “sokak alışveriş merkezleri”nde bazı konutların depremden sonra hala yerlerinin boş kalarak yeniden inşa edilemediklerini görmek hüzün verici olsa da, bölgede yapılan kentsel dönüşüm çalışmaları ve toplumsal direnç gerçekten takdire değer.
Nagata saha atölyesi benzeri yapılanmaların varlığı ile yerinde gözlem çalışmalarını amaçlayan ulusal ve uluslar arası ölçekte atölye çalışmaları sonucu elde edilecek afet risk planları sayesinde, gelecek planlaması için önemli adımlar atılacaktır.


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

11 Nisan 2009 Cumartesi

AFET RİSK YÖNETİMİNDE BİR YÖNETİŞİM MODELİ: TOWN WATCHING

Standard
Japonların toplumsal dayanışma esasına dayalı gönüllü çalışma gurupları tüm dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Her alanda adeta milli bir seferberlik halinde kamu ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşlarının ortak ve verimli çalışmalarına şahit oluyoruz. Bu başlıkta inceleyeceğim Town Watching (Kent İzliyor), Asya Afet Zararlarının Azaltma Merkezi - Asia Disaster Reduction Center (ADRC) denilen sivil toplum kuruluşunun öncülüğünde gelişen bir risk azaltma modeli.
Japonlar, afet risk yönetimini 3 başlıkta inceliyor:
1.Risk Yönetimi Teknikleri
2.Risk Değerlendirme Teknikleri
3.Risk İletişim Teknikleri (Town watching metodu bu madde kapsamındadır)
Bilindiği gibi “yönetişim” kavramı “yönetim” ve “iletişim” kelimelerinden oluşuyor ve günümüzdeki idarecilik anlayışında çok etkin bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde halkından kopuk bir yönetim anlayışına sahip idareciler büyük problemlerle karşılaşmaktadırlar. Ancak halkıyla iletişim ve diyalog halinde olan yönetim sistemlerinde bu tür riskler en aza indirgenebilmektedir.
Japonların bir yönetişim modeli olarak “Afet Zararlarının Azaltılması İçin Kent İzliyor” sloganı ile uyguladıkları “Town watching for disaster” projesi, halkın kendi sorunlarından ve olası karşılacabilecekleri risklerinden ayrı ve ilgisiz kalmamaları gerektiğinin altını çizen bir proje. Hazırlanan toplum tabanlı haritalar (Community based hazard mapping) ile yerel kamu görevlileri, uzmanlar, bölge sakinleri afet zararlarının azaltılması için hazırlanan tahliye, geçici barınma, acil durum tesisleri gibi haritaların anlaşılması ve halkın bu konudaki duyarlılığının artırılması amaçlanmaktadır.
Town Watching metodu 3 aşamada gerçekleşiyor:
1.Alanın analizi
2.Bir haritanın hazırlanması
3.Tartışma ile eylem planının geliştirilmesi
Yerel kamu görevlileri afetlerin (geçmiş depremlerin, yangınların, sel baskınları vb.) büyüklük ve şiddeti bilgilendirme çalışmaları ile imar planlarının temini, güvenli yerlerin ve rotaların belirlenmesi, sağlık ve kolluk kuvvetlerine ait hizmetlerin belirlenmesi çalışmalarını yürütmekte; bölge sakinleri ise geçmiş afetlerdeki tecrübelerine dayanarak, toplumun kırılgan yapısını (yaşlı, çocuk, engelli vb.) ve arazi kullanımını değerlendirmektedir. Teknik uzmanlar da işin bilimsel ve teknolojik yönüyle ilgilenmektedir. Böylece toplumun her tabakasına ulaşılmakta, bölgenin afet risk yönetimi açısından pozitif ve negatif yönleri tespit edilmekte, sağlanan bilgi alışverişi ile en etkin bir afet risk planlaması yapılmakta böylece bölge sakinlerinin fikirleri, bölgenin afet risk planlamasındaki politikalara yansıtılmaktadır.
Çalışmaya katılan tüm grupların yürüyerek bölgeyi gezmesi, saha çalışmasının ardından bir afet haritasının hazırlanması ve bunun tartışmaya açılması, tespit edilen problemlerin sorumlularının bulunması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi, planın tartışma sonucu geliştirilerek diğer bölge sakinleriyle paylaşılması ve olası afetler hakkında bilgilendirilmeleri, sonuçta da tatbikatlar ve gurup çalışmalarıyla (work-shop) sürdürülebilirliğin sağlanması projenin başarısını göstermektedir.
Japonlar, kağıt üstünde kalan afet eylem planları yerine toplumun tüm katmanlarının risk yönetimine dahil edildiği bir yönetişim modelinde buluşuyorlar.

Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0 

7 Nisan 2009 Salı

AFETLER ve ENGELLİLERİN TAHLİYESİ

Standard

Afetlerde bina içerisinde bulunan engellilerin tahliye edilmesine yönelik tahliye planlarının önceden bilinmesi ve hazırlıklar tahliyeyi kolaylaştıracak en önemli etkendir. Yangın ve deprem afetleri karşısında insanların bulundukları alanlarda kalıp afetle mücadele ederek hasarın etkilerinin en aza indirilmesini sağlamaları tavsiye edilse de bu durum belirli engel grupları dışındaki engelliler için söz konusu değildir.
Herhangi bir engeli bulunmayan insanlar için de binada bulunması gereken ve bina dışına güvenli bir şekilde çıkışı sağlayacak acil çıkış kapılarını gösteren tahliye planları çok önemlidir. Zira bu tahliye planları ile hem kendilerinin hem de yardımcı olacakları engellilerin tahliyesine katkıda bulunacaklardır.
Tahliye planlarının üzerine görme engelliler için Braille alfabesi ile hazırlanacak dokunulabilir harita (tangible maps) denilen ayrıntıların işlenmesi çok faydalıdır. Olası bir afet öncesi engellilerin bu planlarda belirtilen acil çıkış kapılarının yerlerini öğrenmeleri önemlidir. Afet anında herhangi bir yardım alamama ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Görme engellilere yardımcı olacak kişiler, tahliye esnasında engellinin karşılacağı tüm engelleri (eşik, basamak vb.) anlatmalıdır. İşitme engelliler için de yanıp sönen alarmlar, kendilerine gösterilecek kısa notlar süratle tahliye edilmelerini sağlayacaktır. Tekerlekli sandalye kullanan bedensel engelliler, afet anında asansörler kullanılmayacağı için bir yardımcıya ihtiyaç duyarlar. Binadaki çalışma arkadaşları, aile üyeleri veya bina personelinin önceden bu konuda bilgilendirilmesi gereklidir.
Afet anında cep telefonlarının çalışmama ihtimaline karşın engelli ve aile üyeleri arasında bir toplanma yerinin belirlenmesi faydalıdır. Buddy denilen eşleme sistemi ayrıntılarıyla işlemelidir.
Tahliye planlarıyla birlikte çıkış kapılarını gösteren işaretlemeler de çok önemlidir. Elektrik kesintilerinin olabileceği ihtimaline karşın elektrik kesildiğinde devreye giren aydınlatma ekipmanları, aydınlıkta depoladığı enerjiyi karanlıkta yansıtabilen fotoluminesan akrilik veya fosforlu tabelalar yön tayini açısından gereklidir.
Tahliye mekanlarındaki boyaların toksik madde içermesi de diğer bir risk faktörüdür.
Japonya’da bir eğitim kapsamında ziyaret ettiğim Bosai-kan denilen Yaşam Güvenliği Eğitim Merkezinde (Life Safety Learning Center) bir yangın simulasyon odasında Güney Kore’nin Daegu şehrinde 2003 yılında 120 kişinin hayatını kaybettiği metro yangını simule edilmekteydi. Yangın dumanlarının insanların bulunduğu mekanların üst tarafını tamamen kapladığını ve görüş mesafesinin sıfıra indiğini, tavana yakın yerlerde çıkış kapıları işaretleri bulunmasına rağmen işlevsiz kaldığını, duvarların alt kısmında da çıkış işaretlerinin olması gerektiğini ancak bu işaretler bulunmadığı için insanların çıkışı bulamamaları yüzünden can kaybının yüksek olduğu anlatıldı. Zeminlerde veya duvarların alt kısmında bulunması gereken bu işaretlemeler genellikle binalarda unutulan bir ayrıntı. Küçük ama ihmal edildiğinde ciddi risklere maruz bırakabilecek bir ayrıntı.


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

26 Mart 2009 Perşembe

MÜZELERDE ENGELLİLER İÇİN ENGELLERİN KALDIRILMASI - "ENGELSİZ MÜZE"

Standard

Engelliler, sosyal hayat içerisinde istedikleri kültürel aktivitelere katılabilmeleri için; aktivite mekanlarına kolayca erişimlerini sağlayacak araçlara ihtiyaç duyarlar.
Bir engellinin evinden çıkmasıyla başlayan bu süreç, toplu ulaşım aracı veya kendi aracı vasıtasıyla istediği kültürel faaliyet merkezine gelmesi ve yapı bütününde ulaşılabilirlikle (accessibililty) sağlanan tesisleri rahatlıkla kullanabilmesiyle sona eren bir süreç içerir.
Ulaşılabilirlik konusunda söylenecekler elbette herkes için geçerli. Ancak söz konusu engelliler olduğunda daha bir hassasiyetle yaklaşılması gereken bir durum arz ediyor.
Gelişmiş ülkelerde Disabled Access Guide (Engelliler İçin Ulaşılabilirlik Rehberi) ismiyle hazırlanan rehberlerde uygulanan standartlar ülkemizde de son yıllarda ciddiyetle uygulanmaya başlanmıştır.
Ancak fiziki düzenlemeler halen istenilen düzeye ulaşamamıştır. Örneğin kültür mirasımızı geçmişten günümüze taşıyan bir müzeye tekerlekli sandalye kullanan bir engellinin ziyaretini ele alalım. Özellikle alışveriş merkezleri ve resmi kurum otoparklarında sıkça rastladığımız engelli otopark araç yerleri bilinçlenmeye katkı açısından önemli bir gelişme. Parkın yapıya uzaklığı da başka bir risk faktörüdür. Yapıya erişimi sağlayacak sıfır kaldırım ve rampa uygulamaları da önemlidir. Rampa eğimlerinde belirli standartlar olmasına rağmen bu rampalar üzerine konacak ve gerek tekerlekli sandalyede bulunan engelli ile sandalyeye yardım eden refakatçinin gerekse herhangi bir engeli bulunmayan bir ziyaretçinin kaymasını önleyen kaymaz (non-slippery) malzemenin kullanılması da göz ardı edilmeyecek bir husustur.
Ayrıca engellinin kolay görebileceği seviyedeki görseller (sergilenen obje hakkındaki bilgilendirme levhaları, görme engelliler için Braille etiketleri ve sesli bilgilendirme cihazları, işitme engelliler için barkod sistemi ile çalışan elde taşınabilen seyyar bilgi cihazları vs.), sandalye seviyesindeki telefon kulübeleri ve asansör butonları, tuvalet ve merdivenlerdeki tutma ekipmanları, tarihi objelere çarpmanın önlenmesi için gerekli sergileme ve sirkülasyon alanlarının genişliği, tekerlekli sandalye ile gelmeyen engelliler veya yaşlılar için tekerlekli sandalyelerin hazır bulundurulması, yer yönlendirme işaretleri, tüm sergi salonlarına kolayca ulaşımı sağlayacak eşiklerin rampalarla aşılması, olası bir afet anında güvenli tahliyeyi sağlayacak haritaların hazırlanması, müze personelinin engellilere yardım konusunda eğitilmesi ve periyodik tatbikatları müzelerde engellilik bilinci açısından öncelikli olarak ele alınması gereken konulardır.
Türkiye'de engelli dostu, tekerlekli sandalye dostu müzelerin çoğalması temennisiyle...


Dr.Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU
Kentsel Riskler ve Japonya Modeli
Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları, 2012, Konya, 241 sayfa
ISBN 978-605-63408-4-0

25 Ocak 2009 Pazar

İSTANBUL'DA REHBER YOLLAR

Standard



İstanbul'da görme engellilere yönelik Japonya ve diğer gelişmiş ülkelerde gördüğümüz ve engellilere gösterilen saygının bir ifadesi olan rehber kabartma yollar yollara döşenmeye başladı.

Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bazı metro duraklarına yapılan rehber yol kabartma karoları artık şehir için de de yaya geçitlerinde özellikle engellinin karşıya geçerken dikkatli olması yönünde bir uyarı mahiyetinde döşeniyor.

Yine Kadıköy Belediyesi de bu karoları örnek bir uygulama olarak Güneşli Bahçe sokakta ve paralel sokaklarda uygulamıştı. Yaya geçidi olarak kabartma yaya geçidi Kadıköy Evlenme Dairesi önünde görülebilmektedir.

Hastanelerimizden Medical Park Sağlık Grubuna ait Göztepe Hastanesi görme engelliler için kabartma rehber yolu hizmete açmişlardır. BMİ İnşaat Ltd. Şti. de "Rehber Yol Görme Engelliler Yol Kabaraları" ürünü ile projeye teknik destek vermiştir.
http://rehberyol.com/index.asp?sdf=rehber

Işıklar Holding de "görme engelli tuğlası" ismini verdiği ürünle, görme engelli karosu üretmeye başlamıştır.
http://www.isiklartugla.com.tr/urun-detay.asp?dil=tr&kategoriID=4&altKategoriID=26

Görme engellilere yönelik bu tür uygulamalar görme engellilerin günlük hayatta karşılaşacağı zorlukları en aza indirilmesinde yardımcı olacak, görme engellilerin başka birine ihtiyacı olmadan şehir içi yollarda dolaşabilmelerini sağlayacaktır. Ayrıca kültürel bir bilinçlenmeye katkı olarak, insanların engellilik üzerine daha da konsantre ve duyarlı olmaları sağlanacaktır.

ALPASLAN HAMDİ KUZUCUOĞLU

JAPONYA'DAN TÜRKİYE'YE KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ 2

Standard






Japon Engelli Sivil Toplum Kuruluşu olan “Go! Fly! Wheelchair” Türkiye bağışlarına devam ediyor.

Dernek yönetim kurulu üyesi Hokkaido Üniversitesi Emekli öğretim üyesi Profesör Usamu JOH tarafından ülkemizi ziyaretinde Japonya’dan beraberinde getirdiği tekerlekli sandalye bağışı yapılmıştır. Aynı zamanda deprem profesörü olan JOH, 1992 de Erzincanda meydana gelen deprem felaketinin ardından ülkemize gelen ilk araştırma gönüllülerinden biriydi. JOH bu kez Türkiye’ye turistik amaçla gelmişti. JOH her zaman olduğu gibi yine Go!Fly’Wheelchair in “gittiğin her ülkeye bir tekerlekli sandalye götür” sloganını uygulamıştı.

Tekerlekli sandalye bu kez yürüme engelli kardeşimiz Hasan SAPKAMAK a hediye edildi. Hasan SAPKAMAK 31 yaşında doğudan İstanbul’a göç eden bir ailenin çocuğu. İşsiz olup, 3 ayda bir aldığı engelli aylığı ile geçimini sağlıyor. Halen kullandığı tekerlekli sandalyesinin kırıldığını ve bu yeni tekerlekli sandalye bağışından duyduğu büyük mutluluğu dile getirdi.

SAPKAMAK ’a tekerlekli sandalyeyi bizzat Türkiye Beyazay Derneği İstanbul Şube Başkanı Av. Adem İZKİ, Yönetim Kurulu Üyesi Engin YILDIZ, Sosyal İşler Sekreteri Neslihan ÇEVİK ve Beyazdostel Proje Koordinatörü Mustafa GÖZ teslim etti.

Şube Başkanı İZKİ, Usamu JOH’un gezi programının yoğun olması nedeniyle kaldığı otele giderek teşekkür belgesi kendisine ve eşi Mihoko JOH’a takdim etti. JOH, bu ziyaretten çok memnun kaldığını ve kendisine gösterilen fotoğraflardan çok duygulandığını belirterek: “Bu benim Türkiye’ye üçüncü ziyaretim. İlk gelişimde Erzincan’a üniversite araştırma ekibi ile gelmiştim. 4 yıl öncede bir konferans amacıyla geldiğim Mısır dönüşü 5 saat İstanbul’u görme imkanı bulabilmişti. Üçüncü kez Türkiye’yi daha iyi tanımak için geldim. Kısa bir zamanda Türkiye’nin Kapadokya, Pamukkale, Efes gibi pek çok tarihi ve turistik yerlerini gördüm ve eşimle birlikte çok memnun kaldık. Ben de Japon sivil toplum kuruluşu üyesi olarak Beyazay derneğinin bu bağışa vesile olması nedeniyle teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Şube Başkanı İZKİ de “Prof. JOH’un anlamlı bağışından duyduğu memnuniyeti vurgulayarak bu tür bağışların devam etmesini temenni ettiğini” söyledi.


ALPASLAN HAMDİ KUZUCUOĞLU



A Japanese NGO which is called “Go! Fly! Wheelchair” go on with donation of wheelchairs.

“Go! Fly! Wheelchair” Board member and Hokkaido University Emeritus Professor Usamu JOH has donated a wheelchair to a disabled person who in need. JOH was a first investigation group member who came from abroad after Erzincan earthquake,1992. At this time he came to Turkey for touristic purpose.
As usual, he had brought a wheelchair as hand in luggage. “Go! Fly! Wheelchair” s catchword was “Hand in hand flying travellers.”. They accept the donations of wheelchairs in Japan and deliver them to persons with disabilities in developing countires.

He donated wheelchair to Mr. Hasan SAPKAMAK who has a physical disablity. He is 31 years old and he immigrated to İstanbul from east of Turkey with his family. He is unemployed and he live with Govermental aid for disabled people. He said:” my wheelchair was broken. I m very happy to have a new wheelchair.”

Turkey Beyazay (White Moon Association) İstanbul Branch Board Chair Attorney Adem IZKI, Board member Engin YILDIZ, Social Affairs Secretary Neslihan ÇEVİK and Beyazay Project Coordinator Mustafa GÖZ gave the wheelchair to Mr. Hasan SAPKAMAK.

Board Chair İZKİ presented a certificate of appreciation to Prof. Usamu JOH and his wife Mehiko JOH. JOH, emphasized gladness on presented certificate and visit to Turkey and added: “This is my third visit to Turkey. First time i came to Turkey was in 1992 as an university investigation team member for Erzincan Earthquake. Four years ago i could find a chance to see İstanbul in limited time. At this time we saw many interesting touristic and historical places such as Cappadocia, Ephesus and Hieropolis. We are affected by Turkey’s beautiful places. We also grateful to Beyazay Association.” Board Chair İZKİ said: “We would like to extend our gratitude to you for your kindness. We hope such donations go on in the future.”


Written by: Alpaslan Hamdi Kuzucuoglu




JAPONYA'DAN TÜRKİYE'YE KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ 1

Standard



Japonya’da “Go!Fly!Wheelchairs” isimli gönüllü bir tekerlekli sandalye bağışı ve dağıtımı ile ilgilenen Sivil toplum kuruluşuna üye olan Endo Hiroshi ve eşi Teiko Hiroshi çifti Beyaz Ay derneği aracılığı ile Eray Değer kardeşimize tekerlekli sandalye hediye etti.
“Go!Fly!Wheelchairs” Sivil Toplum kuruluşu 1998 yılında Sapporo, Hokkaido da kurulmuş ve http://business4.plala.or.jp/tondeke internet sitelerinde belirtildiği üzere bugüne kadar 66 ülkede 1622 tekerlekli sandalye dağıtımını gerçekleştirmişlerdir. Tekerlekli sandalye bağışını yapan ve bu sandalyeye ihtiyacı olanlar arasındaki iletişimi gezginler vasıtasıyla kuruyor.
Endo Hiroshi derneğin yayınladığı broşürde : ”Yurt dışına çıkarken mutlaka yanıma tekerlekli sandalye alıyorum. Yorulduğumda oturuyorum ve eşyalarımı üstüne koyuyorum. Japonya’ya geri dönerken ise o ülkedeki ihtiyaç sahibine hediye ediyorum” diyor.


Cezve isimli Japon-Türk Dostluk Grubu da bu köprünün sağlanmasında büyük katkı sağladı.
http://www.cezve.jp/

Hiroshi çifti Türkiyeye gelirken de manevi değeri çok büyük bir hediyeyi Beyaz Ay derneği vasıtasıyla ulaştırdı.
Endo Hiroshi profesyonel fotoğrafçı olup, “Asian days” ismini verdiği ve Türkiye’den de fotoğrafların bulunduğu albümü bulunmaktadır.
http://www16.plala.or.jp/st-zoe/

“Go!Fly!Wheelchairs” in istatistiklerini incelediğimizde Türkiye 2 tekerlekli sandalyede kalmış. Çevrenizde bedensel engelliler varsa bu dernekten tekerlekli sandalye isteyelim veya benzeri bir oluşumu birlikte kuralım. Örneğin değişik şehirlere seyahat edecek biri giderken arabasına bir tekerlekli sandalye koyup gidebilir. Bu bir gönül köprüsüdür. Endo Hiroshi gibi köprüleri inşa edelim.

ALPASLAN HAMDİ KUZUCUOĞLU


A Japanese organization which called “Go!Fly!Wheelchairs”, established as a volunteer group on 1998 May. It is authorized as NPO (Non Profit Organization) on 2000 June. Organization donated 1622 wheelchair in 66 countries.Go!Fly!Wheelchairs collects wheelchairs around the Japan and request travelers and volunteers to deliver these wheelchairs to deloping countries.

A volunteer couple from “Go!Fly!Wheelchairs” Endo Hiroshi and Teiko Hiroshi donated a wheelchair to Eray Deger through by Beyazay.

“Go!Fly!Wheelchairs” management office is in Sapporo Hokkaido Japan. E-mail adress is: http://business4.plala.or.jp/tondeke

As it seen in web site of “Go!Fly!Wheelchairs” they have important role for disabled people vehichle needs. They succeed it through by its volunteers valuable efforts.

Endo Hiroshi says in Go!Fly!Wheelchairs” booklet: “whenever i go abroad to take some pictures, a wheelchair is my companion. I can put my luggage on it or even sit down when i get tired”

Cezve, Japan-Turkish Friendship Group has made a great contribution for this event.
http://www.cezve.jp/


Couple Hiroshi brought a valuable gift as intangibly while their visit to Turkey. They transmitted this gift through by Beyazay.

Endo Hiroshi an professional photoghraper and he visited Turkey several times. He has a published book “Asian days” includes photographs from Turkey’s different cities.
http://www16.plala.or.jp/st-zoe/


Turkiye Beyazay (Turkey White Moon) Association Istanbul Branch Executive Board explained feel please with this visiting and being conduce to this donation. Beyazay emphasised the importance of Hiroshi’s sample act to other people.

Written by: Alpaslan Hamdi Kuzucuoglu

BİR DOSTLUK KÖPRÜSÜNÜNE VESİLE OLMAK

Standard
Japon sivil toplum kuruluşu olan "Go!Fly!Wheelchairs!" ile Türkiye'nin engellilik alanında önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan "Beyazay Derneği" arasında bir dostluk köprüsüne vesile olmak beni ziyadesiyle sevindirdi. Japon derneği Türkiyedeki dernekler gibi tamamen gönüllülük esasına bağlı olarak çalışıyor. Japonya'dan başka bir ülkeye turist olarak giden dernek üyeleri veya dernek faaliyetlerine katkıda bulunmak isteyen Japonlar, derneğin sağladığı tekerlekli sandalyeyi beraberlerinde gittikleri ülkeye götürüyorlar. Burada ihtiyaç sahibi engelliyi önceden tespit ederek sandalyenin gerekli yere ulaşmasını sağlıyorlar.

Bu model Türkiyedeki sivil toplum kuruluşları içinde örnek teşkil edebilir. Engellilerle ilgili çalışan pek çok STK üyeleri sadece başka ülkeye giderken değil, ülkemizin herhangi bir şehrine dahi seyahat ederken beraberlerinde katlanabilir ve taşınması kolay tekerlekli sandalyeleri götürerek önemli bir hayra vesile olabilirler.

İki bağış ile ilgili hazırladığım Türkçe ve İngilizce haberi istifadenize sunuyorum

ALPASLAN HAMDİ KUZUCUOĞLU